İzmir Kavaflar Çarşısının güneyinde, 1313. Sokakta bulunan bu hanın yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Evliya Çelebi 1617 yılında İzmire geldiğinde bu hanın isminden söz etmiştir. Buradan da hanın bu tarihten önce, büyük olasılıkla XVI. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Han içerisindeki kitabelerde ise 1869 yılında bir onarım geçirdiği belirtilmektedir.
Giriş kapı alınlığındaki tamir kitabede "Maşallah Kane Sene 1286" Miladi 1869-70 yazıyor
Kesme taş, kaba yontma taş ve tuğladan yapılmış olan han, tek katlı, avlulu hanlar grubundandır. Yapıya güney cephesindeki bir kapıdan girilmektedir. Yapının güney cephesi tamamen bugün yapılarla çevrelenmiştir. Güney cephesinin batı ucundaki bir kapıdan hanın avlusuna girilmektedir. Avlunun kuzeyinde yedi oda bulunmaktadır. Bunların üzeri beşik tonozlarla örtülüdür. Hanın avlusunun dikdörtgen planlı olması gerekirken yapılan ilavelerle bu özelliğinden tamamen uzaklaşmıştır. Bu nedenle de avlunun güneyinde ve kuzey ekseni üzerinde yan yana beşik tonozlu mekân bunun doğusunda da yine beşik tonozlu tek bir mekân daha bulunmaktadır. Bu eklerin daha geç dönemlerde yapıldığı anlaşılmaktadır. Hanın bu bölümünün yıkıldığı ve üzerine pasajlar ile mağazalar yapıldığı sanılmaktadır.
Sulu Han, hanlar bölgesinde yer almaktadır ve 17. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bu şekilde isimlendirilmesinin sebebi olarak iki ihtimalden söz edilir. Birincisi hanın ana giriş kapısı önünde yer alan geniş bir açık alandan akıp giden ve iç limana dökülen bir derenin varlığıdır. İkincisi ise antik dönemden kalan su kanallarından birinin buradan geçmesi ve bundan ötürü sözü edilen geniş alanda bir meydan çeşmesinin oluşmasıdır.
İnşa edildiği parselin konumundan ötürü L şeklinde bir forma sahip olan han, tek katlı olup yaklaşık 70 metre derinliğe sahiptir. İlk dönemlerinde bölgedeki diğer hanlar gibi uzun mesafe kervanlarına hizmet veren han, zaman içerisinde kervan taşımacılığının ortadan kalkmasıyla paralel bir şekilde farklı amaçlar için kullanılmıştır. Bu kapsamda, odalarının büyük bir kısmı, bölgede 19. yüzyılın ortalarından itibaren gelişen giyim ve kumaş sektörüne yönelik dikim ve boyama atölyesi, bir kısmı da ticarete yönelik olarak büro/ofis amaçlı kullanılmıştır.
Günümüze kadar yapılan birçok müdahale neticesinde, orijinal mimari formunu büyük ölçüde yitirmiş olan Sulu Han, bugün modern kent hayatı içinde çeşitli dükkânlara ev sahipliği yaparak yaşamını sürdürmekte ve restore edilerek itibarı iade edilmiş diğer tarihî İzmir hanları gibi sıranın kendisine gelmesini beklemektedir.