|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mirkelamoğlu Hanı - (Merkez)
MİRKELAM HANI
Kemeraltı’ nda, eskiden Kasap Hızır mahallesi olarak bilinen bölgede 914. sk. No.12’ de yer alır. Kuzeyinde Fevzi Paşa Bulvarı; doğusunda Büyük Karaosmanoğlu Hanı; batısında ise Selvili Han bulunmaktadır. Avlulu ve ikinci katı revaklı olan yapı dikdörtgene yakın asimetrik planlıdır. Hana 914. sokağa bakan cephesindeki kapıdan girilir.
İnşa malzemesi olarak düzgün kesme taş, kaba yonu taş ve tuğla kullanılmıştır. İçten tonoz olan örtü sistemi dıştan beşik çatıyla; onun üstü ise alaturka kiremitle kaplanmıştır.
Yapının Fevzi Paşa Bulvarı’ na bakan kuzey cephesinde altta üç dükkan mekanı; üstte ise dört adet pencere yer almaktadır. Dükkan mekanlarının cepheleri düz atkılı yatay dikdörtgen açıklıklar şeklindedir. Üst bölümde yer alan dört pencere de taş söveli ve düz atkılıdır. Cephenin doğu yanında kalan açıklık atkı taşı üstünde tuğladan sivri bir hafifletme kemerine sahiptir. Kemer alınlığı ise yatay tuğla sıraları ile doldurulmuştur. Cephenin batı yanında kalan pencere açıklığı diğer üç pencerenin tersine yatay bir mimari kuruluştadır. Ancak atkı taşı üstünde kalan tuğladan iki adet hafifletme kemeri, burada önceden diğer uç pencerede olduğu gibi düşey karak¬terli iki adet dikdörtgen açıklık bulunduğunu göstermektedir.
Yatay karakterli bu pen¬cerenin altında taş söveli ve düz atkılı küçük bir pencere; üst bölümde ise ters üçgen şeklinde tuğladan kuş evi yer almaktadır.
Cephenin üst örtüyle birleştiği yerde tuğladan, üstü sıvalı içbükey bir saçak cep¬henin ortasında yarım daire bir alınlık oluşturmaktadır. Bu alınlığın içine küçük bir pencere açılmıştır. Saçak yüzeyinin kalem işi süslemelere sahip olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır. Açıklıklar dışında bir bölümü sıvalı ve beyaz badanalı olan cephede malzeme olarak kaba yonu taş ve tuğla almaşık olarak kullanılmış; taşlar arasına ise yatay tuğlalar yerleştirilmiştir
Yapının doğu cephesi Karaosmanoğlu Hanı ile bitişiktir. Güney cephenin alt bölümü ilâve dükkânlarla kapatılmıştır. Üst bölümde ise cephenin doğu köşesinde saçağın sınırladığı yarım daire bir alınlık yer almakta ve bu alınlığın içinde kare bir pencere bulunmaktadır. Alınlığın alt bölümünde sonradan açılmış bir pen¬cere görülmektedir. Cephede yer alan diğer dört pencere ise düz atkılı düşey dikdört¬gen açıklıklar şeklindedir ve taş sövelere tutturulmuş demir parmaklıklara sahiptir. Açıklıkların atkı taşları üzerinde yer alan tuğladan sivri hafifletme kemer¬lerinin alınlıkları yatay tuğla sıraları ile doldurulmuştur. Cephenin ekseni üstünde saçak altında sonradan açılmış, düşey dikdörtgen bir pencere daha yer almaktadır. Açıklıklar dışında cephe yüzeyi sıvasızdır ve malzeme olarak kaba yonu taş ve tuğla kullanılmıştır.
Yapının 914. sokağa bakan batı cephesinde yuvarlak kemerli hana giriş kapısı ile kapının güney yanında iki; kuzey yanında dört olmak üzere toplam altı adet dükkân mekânı bulunmaktadır. Bu mekânlardan kapının güney yanındaki dükkân cephesi yuvarlak kemerli; diğerleri düz atkılı birer açıklık şeklindedir. Cephenin üst bölümünde ise toplam on adet düşey dikdörtgen pencere açıklığı yer almaktadır. Bu açıklıklar düz atkılı olup, taş sövelere tutturulmuş demir parmaklıklara sahiptir. At¬kı taşları üstünde alınlıktan yatay tuğla sıraları ile doldurulmuş tuğladan birer sivri hafifletme kemeri görülmektedir. Açıklıklar dışında kalan cephe yüzeyi sıvasızdır. Saçak sıvaları üstünde bulunan kalem işi süslemelerden bir kısmı günümüze kadar gelebil¬miştir.
Batı cephede yer alan yuvarlak kemerli açıklıktan avluya geçişi sağlayan bir kori¬dora girilir. Yuvarlak kemerlerle desteklenen iki beşik ve iki çapraz tonozla örtülü koridorun güney kanadında, ortada ikinci kata çıkışı sağlayan merdiven ile bu merdi¬venin iki yanında birer adet; kuzey kanadında ise avluya çıkış açıklığına bitişik tek bir dükkân mekânı yer almaktadır.
Yapının dikdörtgene yakın plânlı avlusuna bakan cephelerde altta dükkân mekânları; üstte ise ikinci katın revak sıraları yer almaktadır.
Kuzey cephenin doğu ucu bir eyvan şeklinde düzenlenmiştir. Eyvanın iki yan duvarında birer kapı açıklığı bulunmaktadır. Bunlardan batı duvarı üstünde¬ki düz atkılı; doğu duvarındaki ise yuvarlak kemerlidir. Ayrıca eyvanın kuzey duvarı üstünde yuvarlak kemerli bir kapı ile bir pencere bulunduğu, fakat daha sonraki bir tadilat sırasında sıva üzerindeki izlerden anlaşılacağı gibi içlerinin doldurularak ka¬patıldığı ve Fevzi Paşa Bulvar’ ına bakan cephede yer alan dükkânla birleştirilerek tek bir mekân haline getirildiği görülmektedir
Avluya bakan eyvanın batısında kalan cephe duvarı üstünde iki adet pencere açıklığı yer almaktadır. Düz atkılı bu açıklıklardan üstteki kare; alttaki ise düşey dikdörtgen kuruluştadır. Bu pencere¬lerin ait olduğu ve kapısı eyvanın batı duvarında bulunan mekan da kuzeyinde yer alan mekânla birleştirilerek hem avludan hem de Fevzi Paşa Bulvarı üzerinden girişi bulunan tek bir hacim haline getirilmiştir.
Yapının avluya bakan doğu cephesinde altta beş adet dükkân bulunmaktadır. Cep¬henin kuzey ucundaki yuvarlak kapı açıklığı dışında kalan pencere ve kapılar düz atkılı ve taş söveli açıklıklar şeklindedir. Bu açıklıklarla ikinci kat revakları arasında kalan cephe yüzeyinde iki adet pencere yer almaktadır. Düz atkılı ve taş sü¬vetere tutturulmuş demir parmaklıkları bulunan bu açıklıklar atkıları üstünde tuğ¬ladan birer yuvarlak hafifletme kemeri görülmektedir. Kemer alınlıkları ise yatay tuğla sıraları ile doldurulmuştur. Dökülen sıvalardan inşa malzemesinin kaba yonu taş ve tuğla olduğu anlaşılmaktadır, iki pencere açıklığı arasında ise pencerelerle aynı hiza¬da bulunan süsleme benzeri şeylerin ne olduğu anlaşılamamaktadır.
Yapının avluya bakan güney cephesinde altta üç dükkânın giriş ve pencere açık¬lıkları yer alır. Bu açıklıklardan batı uçtaki kapı ve pencere ile doğu uçtaki kapı yu¬varlak kemerli ve taş söveli; ortada yer alan kapı ve pencere ise düz atkılı, düşey dikdörtgen kuruluştadır.
Cephenin doğu ucunda bir çeşme yer almaktadır. Mermer çeşmenin ke¬mer alınlığında damla motifi içinde "maşallah” yazısı, kemerin tepe noktası üstünde ise bir çipo resmi görülmektedir. Ayna taşı Batılılaşma dönemi süsleme motifleri ile kabartma olarak değerlendirilen çeşmenin kitabesi olmadığından yapım tarihi bilinememektedir.
Avluya bakan güneybatı köşede revakın hemen altında bir tromp yer almaktadır. Bu tromp üst katta revakın devamını sağlarken altta avlunun küçülmesini önlemiştir.
Batı cephede ortada, avludan hanın dışına çıkışı sağlayan geçidin tuğladan yuvar¬lak kemerli açıklığı; iki yanda ise ikişer dükkân bulunmaktadır. Bu dükkanlardan avlu kapısının kuzey yanında yer alanı taş söveli ve yuvarlak kemerli bir pencere ve kapıya; diğerleri ise düz atkılı, taş söveli düşey dikdörtgen açıklıklara sahiptir.
Gerek avluya, gerekse dışa bakan alt kat mekânların üst örtüleri beşik tonozdur. Bu mekânlardan üçünün örtüsü tadilatlarla düz tavan haline getirilmiştir.
Hanın ikinci katına, avluya girişi sağlayan geçidin güney kanadı ortasında yer alan bir merdivenle çıkılmaktadır. Bu merdiven ilk önce güneye, daha sonra bir sahanlıkla doğuya devam edip; ikinci bir sahanlık yardımıyla kuzey ve güneye iki kollu yükselerek revaka ulaşır. Merdivenin ilk sahanlığa kadar olan bölümü beşik tonoz¬la; sahanlık üstü ise çapraz tonozla örtülüdür.
Beşik tonozlu revak ikinci katın avluya bakan cephesini çepeçevre dolaşmaktadır. Tuğla ile yapılan beşik tonoz avluya bakan cephelerde silindirik taş sütunların taşıdı¬ğı tuğladan yuvarlak kemerlere oturmuştur. Sütun kaideleri kare plânlı olup, başlıkları süslemesizdir. Sütunlar arasında doğu ve güney cephelerde demir parmak¬lık; bugün batı ve kuzey cephelerde ise yaklaşık 50 cm. yüksekliğinde duvar korku¬luk yer almaktadır. Kemerlerin üzengi hattı üzerinde ve odaların cephe duvarları ile revak kemerlerinin köşelikleri arasında demir gergiler görülmektedir.
Hanın ikinci katında 21 adet oda bulunmaktadır. Bu odalardan batıda yer alan üç tanesi üstü çapraz tonozla örtülü bir eyvana; diğerleri ise revaklara açıl¬maktadır. Kapı açıldıkları Bursa tipi kemerli olup taş sövelidir. Düz atkılı pencere¬lerde ise taş sövelere tutturulmuş demir parmaklıklar bulunmaktadır. Dökülen sıvalardan pencere açıklıklarının atkı taşları üstünde tuğladan birer sivri hafifletme kemerine sahip oldukları ve alınlıklarının yatay tuğla sıraları ile doldurulduğu, cep¬he duvarlarında ise malzeme olarak kaba yonu taş ve tuğla almaşık olarak kullanıldı¬ğı görülebilmektedir.
Revaka açılan odaların tümü manastır tonozuyla örtülüdür. Bu odalardan kuzey ve batı yanda olanlarının sokağa bakan dış cephelerinde ikişer pencere bulunurken, güney cephedeki odalarda birer pencere yer almaktadır. Pencereler dıştan düz atkılı olmasına karşın içten yuvarlak kemerlidir. Hanın doğu yanında Büyük Karaosmanoğlu Hanı bulunduğundan revaka bakan doğu yandaki odalar sadece avlu cephesine açılan pencerelerle aydınlanmaktadır.
Revaka bakan güneybatı köşe arsa nedeniyle içe doğru girinti yapmıştır. Uç kenarlı bu girintinin kuzey ve doğu yüzlerinde yuvarlak kemerli birer niş bulu¬nurken bunlardan doğu yandaki örülerek kapatılmıştır.
Yapının kitabesi olmadığından inşası hakkında kesin bir tarih verilememektedir. Ancak M. Aktepe İzmir Vakıflar Müdürlüğü, II. Vakfiye Defleri 147-148. sayfaları kaynak göstererek Mehmed Şemseddin bin Yusuf Efendi'nin kızı Kudsiye Hanım’ a mahsus 6 Mayıs 1784 (15 Cemazilâhir 1198) tarihli vakfiyenin sonunda ve şahidler arasında "Müderris Mirkelam-zade Mehmed Efendi" isminin geçtiğini ve bu nedenle 1784 senesinde "Mirkelamoğulları” adlı bir ailenin İzmir'de yaşadığının anlaşıldığını söylemektedir.
İzmir'de bulunan çeşme ve sebillerin tarihi bilinenlerinin hemen hepsi XVIII. yüz¬yıl içinde ve XIX. yüzyıl başında yapılmışlardır. Bu çeşmelerin süsleme özellikleri de yüzyıldan anlaşılacağı gibi Batılılaşma dönemi etkilerini yansıtmaktadır. Mirkelamoğlu Hanı avlusunda bulunan çeşmenin süslemelerinin de aynı özellikler taşıması çeşmenin XVIII. yüzyıl içinde yapılmış olduğunu ve duvarında yer aldığı hanın da bu yüzyıl içine tarihlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle vakıf kaydı olan 1784 yılını da göz önünde bulundurarak yapıyı XVIII. yüzyılın son çeyreğine tarihleyebiliriz.
AÇIKLAMA 2 :
Yapının kitabesi olmadığından inşası hakkında kesin bir tarih verilememektedir. Ancak M. Aktepe İzmir Vakıflar Müdürlüğü, II. Vakfiye Defleri 147-148. sayfaları kaynak göstererek Mehmed Şemseddin bin Yusuf Efendi'nin kızı Kudsiye Hanım’ a mahsus 6 Mayıs 1784 (15 Cemazilâhir 1198) tarihli vakfiyenin sonunda ve şahidler arasında "Müderris Mirkelam-zade Mehmed Efendi" isminin geçtiğini ve bu nedenle 1784 senesinde "Mirkelamoğulları” adlı bir ailenin İzmir'de yaşadığının anlaşıldığını söylemektedir. Lâkin İzmir’de İzmir’de bu lakablı bir ailenin olmasından bu hanı onların yaptırdığı sonucunu çıkarmak mümkün gözükmemektedir. Fakat Yapının Mirkelamoğullarına ait olduğunu belirten belge ve vakfiye bulunamadı. Aile yapıyı uzun zaman kullananlardan olduğu sanılıyor. Arşivlerde yapılan araştırmalar da gerek bânisi olarak gösterilenlere ait gerekse bu isimde bir hana ait bir evrak tespit edilememiştir. Eski yapıların birçoğunun bânilerinden ziyade tamir ettiren, eklemeler yaptıran kişilerin adıyla anıldığı malumumuzdur.
19, yüzyılda pamuk depolama ve ipekli kumaş ticareti yakın çevrede yoğunlaştığıdan Han; konaklama, büro ve esnaf odaklı bir yapı haline gelmişti ,20. Yüzyıldan sonra daha ziyade değişik mesleklerden küçük esnaf odaklı çoklu mülkiyetli yapı olarak kullanılıyor.
İlk yapıldığında ne amaçla kullanıldı?
Yapının avluya bakan güney cephesinde doğu ucunda bir çeşme yer almaktadır. Mermer çeşmenin kemer alınlığında damla motifi içinde "maşallah” yazısı, kemerin tepe noktası üstünde ise bir çipa resmi görülmektedir. Ayna taşı Batılılaşma dönemi süsleme motifleri ile kabartma olarak değerlendirilen çeşmenin kitabesi olmadığından yapım tarihi bilinememektedir.
Ancak çeşmenin üzerindeki çapa ve 31 rakamlı remizden dolayı çeşmenin 31. yeniçeri bölüğüne ait olduğunu tespit edilmiştir. 101 cemâ’at , 61 orta ve 34 sekbân bölüğünden oluşan yeniçeri ocağında her ortanın kendisine ait sembolü(Remizi) vardı. Çapa ya da kalyon demiri 88. Cemâ’at ve 31. Bölüğe aittir. Çeşme de ki sembolün altında bulunan “kef” harfinin bölük anlamına gelmesinden ve Osmanlıca 31 yazmasından dolayı çok net bir şekilde yeniçerilerin 31. Bölüğüne ait remiz olduğunu söyleyebiliriz.Ayrıca Osmanlı İmparatorluğunun en önemli birliği olan yeniçeri ocağına ait hâli hazırda İzmir’de tam olarak bulunan ve belge özelliği taşıyan bir eser olması önemini artırmaktadır. Yeniçerilere ait bir diğer eser ise Aya Voukla kilisesini bahçesinde kırık bir parçası duran ve 1.bölüğe ait remiz mahkuk edilmiş mezar taşıdır.
Handaki çeşmenin 31. bölüğe ait olduğundan hareketle, Mirkelam Hanın, aslında han amaçlı yapılmadığını, burasının liman kalesi girişinde görevli muhafız bölüğünün bir karakolu olduğunu düşünmemiz için yeterli kanıtımız var gibi gözüküyor. Hanın çıkışından cadde tarafına ulaştığınızda üst tarafta bulunan kemer kalıntısının da bu bağlamda değerlendirilmesi gerekir.
Gerek çeşmenin üzerindeki yeniçeri remizi gerekse binanın cadde kısmının üst tarafında bulunan ve caddenin karşı tarafına doğru uzanır gibi duran kemerden kalan kısım, kalenin buradan bir giriş kapısı olduğunun ve Mirkelam Han olarak adlandırılan binanın, bu girişin kontrolünu üstlenmiş olan 31. yeniçeri bölüğüne ait karakol olduğunun kuvvetle muhtemel bir işareti gibi durmaktadır...
AÇIKLAMA: Prof.Bozkurt ERSOY / Mustafa Üzel |
| Mirkelamoğlu Hanı - (Merkez) Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  | |
|