|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
GÜLTEPE KÖYÜ – KONAK MERKEZ
1950’li yılların başında Gültepe, İzmir Körfezi’nin güney doğusunda kent merkezine yaklaşık 3 km uzaklıktaki tepelik bir alanda inşa edilmeye başlanan gecekondulardan meydana gelen bir yerleşim yeridir.
1940’ların ikinci yarısında oluşmaya başlayan ve aralarında Gültepe’nin yanı sıra Kançeşme (Gürçeşme), Ferahlı, Samantepe (Levent), Boğaziçi gibi birbirine çok yakın konumlanmış gecekondu yerleşimlerinin de bulunduğu İzmir Körfezi’nin güney paraleli boyunca doğu-batı yönünde uzanan bu tepelik alan, kent merkezine oldukça yakın olmasına karşın, etrafından dolanan bir akarsuyla, Yeşildere’yle, kent merkezinden ayrılmakta ve kıyıdan uzağa düşmektedir.
Yeşildere, bu tepelik alanı batı yönünde kuşatarak İzmir’den ayırırken, Halkapınar Çayı ve çayın kaynağını aldığı Halkapınar Gölü ise kuzey yönünde bir sınır hattı çizmektedir. Doğu yönünde ise gecekonduların “konduğu”bu “boş tepeler” bir vadiyle Nif Dağı’dan ayrılır. Kıyıdan bakıldığında görülmesi mümkün olmayan güney cephesinde ise tepelerin ardında Buca düzlüğü yer almaktadır.
1950’lerin ilk yıllarında, daha önce bir yerleşim yerinin bulunmadığı Gültepe’nin kurulmakta olduğu alan üzerinde, askeri bölge olarak kullanılan hazine arazisi ve kişilere ait arsalar bulunmaktadır. Gültepe’nin üst ve yamaç bölgesinde küçük bir orman, onun alt tarafında ise, askeri atış talimgahı vardı.
Bornova’dan gelen askeri birlikler burada atış talimi yapardı.
Askeri bölge, Boğaziçi semtinin sonundan başlayarak yukarıya uzanmakta ve sınırları güney yönünde Gültepe merkezine, Çobançeşme’ye ve doğuda Mersinpınar’a kadar devam etmektedir
Gültepe’nin kurulduğu tepenin daha öncesinde boş bir alan olduğu Gültepe anlatısında benimsenmiş yaygın bir kabuldür; ancak buradaki askeri bölgenin varlığı Gültepe’nin, askeri garnizonun bulunduğu merkezden, yani Bornova’dan kolay ulaşılabilir bir mesafede oluşuna işaret etmektedir. Bu nedenle 1950’lerin başında dahi Gültepe’nin bütünüyle kentin uzak bir köşesinde kalan bir yer olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
“1950’li yıllarda İzmir’in Rum ve Yahudi nüfusunda azalma olurken bu dönemde İzmir, başta Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan olmak üzere Balkan devletlerinden yoğun göç almıştır”.
Dolayısıyla Gültepe, hem İzmir’i terk etmek zorunda kalanların, hem de İzmir’e göçmek zorunda olanların hayatlarının kesişiminde yer almaktadır.
Gültepe aynı zamanda hemen yakındaki, 1923 öncesinde Kokluca olarak anılan bir Rum köyü olan Altındağ Köyünün sakinleri için de önemli bir yerdir. Çünkü Gültepe bir yerleşim yeri olmadan önce Altındağ’ın merası konumundadır.
En yakındaki yerleşimler kuzey eteğinde Kokluca, güney eteğinde ise Buca köyleridir. Bu iki köyü tepe üzerinden bağlayan bir patika yolun, bugün Çınartepe olarak adlandırılan tepe blokunun en yüksek noktasında başka bir patikayla birleştiği görülmektedir. Bu ikinci patika yaklaşık olarak, bugünkü adlarıyla Çobançeşme, Gültepe, Levent’i izledikten sonra tepeyi terk ederek ilk önce Yeşildere’ye, sonra da dereyi paralel bir biçimde takip ederek İzmir’in doğu yönünden giriş kapısı sayılabilecek Kervan Köprüsü’ne ulaşır. Bu patika yolun varlığı Gültepe’nin kurulacağı alanın ve çevresinin 19. yüzyıl sonlarında çobanların güzergahı üzerinde olduğunu göstermektedir.
Gültepe’nin kurulduğu bölgede Altındağ köylülerinin kullandığı bağ ve zeytinliklerin olduğu da hatırlanmaktadır. Bu açıdan Gültepe, odun ve benzeri temel ihtiyaçların karşılandığı bir ortak alan konumundadır. Altındağ’dan Gültepe merkezine kadar uzanan alanın yukarı kısımları orman dokusundan oluşmaktadı.
Mersinpınar’ın üst tarafındaki ağaçlık bölge de incir, zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplıdır Mülkiyet ilişkileri açısından bakıldığında, zeytin ve incir ağaçlarının bulunduğu bölgelerin kişilere ait özel mülk durumunda, diğer kısımların ise hazine arazisi durumunda olduğu belirtilmektedir.
Ormanlık alan bugün hâlen kısmen de olsa mevcut durumdadır ve Çamlık olarak anılmaktadır. İsmini orman dokusundan alan bir diğer mıntıka ise Mersinpınar’dır; bu isim bir meşe türü olan “pırnar”dan gelmektedir. Bölge halkı tarafından bu civardaki ağaçlar da yakacak kaynağı olarak kullanılmıştır.
Suya ulaşmak ise yakacak odun bulmak kadar kolay değildir. Çünkü bölgenin sulak olmasına karşın, yerleşimin olmadığı ve yeni başladığı yıllarda bölgede suyun temin edilebileceği son derece sınırlı sayıda çeşme ve kuyu olduğu bilinmektedir.
Örneğin, Çamlık yakınlarındaki başka bir önemli mevki olan Çoban Çeşmesi, patika bir yol üzerinde çobanların koyunlarını ve keçilerini otlamaları ve su içmeleri için getirdiği, önü taşlarla örülü çam ağacından yapılmış bir yalaktan ismini almıştır. Bunun yanı sıra askeri alanın içinde de kuyular bulunmaktadır.
İlk yerleşim sırasında mevcut kuyuların, yerleşim tercihinde etkili oldukları hatırlansa da çalışmanın ilerleyen kısımlarında bahsedileceği gibi kuyular kısa sürede yetersiz kalacak ve suya ulaşım Gültepe için içinden çıkılmaz bir sorun halini alacaktır.
GÜLTEPE HALKI
Gültepe’ye ilk yerleşimler özellikle Konya başta gelmek üzere Anadolu’nun iç kesimlerinden göçenlerle başlamış daha sonra 1950’li yıllar boyunca Balkanlar’dan gelen göçmenlerin yerleşmesiyle devam etmiştir . Alan çalışmasında yapılan görüşmelerde Anadolu’dan gelen grupların ağırlıklı olarak Konyalılar, Karslılar ve Erzurumlulardan oluştuğu ; bunlar arasında Konyalıların daha kalabalık bir nüfusa sahip olduğu belirtilmiştir. Görüşmelerde, 1950 yılı civarında Konyalıların, çok kısa bir süre içinde de Balkan göçmenlerinin Gültepe’ye yerleştiği hatırlanmaktadır. Karslıların Gültepe’ye gelişinin ağırlıklı olarak 1970 yılından itibaren gerçekleştiği belirtilmektedir.
Gültepe 1956 yılında köy olmuştur. Dahiliye Vekaletinin yayımladığı genelgeye göre 24 Şubat 1956 gününden itibaren “İzmir Vilayeti Merkez Kazasının Bornova Nahiyesine bağlı Çamdibi Köyünün hudutları içinde ve Çobançeşmesi mevkiinde yerleşip fiili bir topluluk arzeden sözü edilen mahal bu köyden ayrılarak “Gültepe” adiyla bağımsız bir köy haline getirilmiştir”.
Gültepe’nin köy statüsünde geçirdiği dönemde merkezi idareyle ilişkileri açısından yaşanan en önemli gelişme, 29 Ağustos 1959 tarihinde Bornova’dan ayrılıp İzmir merkezine bağlanmasıdır. Gültepe’nin neden İzmir Merkez İlçesine bağlı hâle getirilmesi gerektiği açıklanırken, Gültepe’nin Bornova’dansa İzmir’e daha yakınmesafede konumlanmış oluşuna ve Gültepe halkının yaşantısında İzmir’in merkezi bir rol oynuyor oluşuna değinilir.
Gültepe’de belediye kurulması hakkında Danıştay Genel Kurulunca verilen 18 Şubat 1963 tarihli kararın ardından 11 Nisan 1963 tarihli, İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın imzasının yer aldığı üçlü kararnameyle Gültepe Belediyesinin kurulmasına yönelik bu ihtilaflı süreç tamamlanmış ve Gültepe Belediyesi kurulmuştur. (Resmi Gazete, s. 11389, 24 Nisan 1963).
KAYNAK : TURGAY GÜLPINAR
TÜRKİYE'DE YEREL ÖZERKLİĞİN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ: GÜLTEPE ÖRNEĞİ (1973-1980) |
| GÜLTEPE KÖYÜ – KONAK MERKEZ Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  | |
|