|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İZMİR LİMAN KALE - KONAK MERKEZ
Anadolu’da Bizans İmparatorluğu’nun en önemli limanlarından olan İzmir, Müslüman Türkler’in fethedilmesi en önemli yerlerin başında geliyordu. Zira Türklerin Kara topraklarından denize ulaşmak gibi hedefleri vardı. Bunun da önce adalara daha sonraları ise Avrupa topraklarına ulaşmak istemekteydiler.
İzmir’in o zamanlardaki konumu; Aşağıda bir Liman Kale ile yukarıda Kadifekale arası ise surlarla çevrili idi.
Limanın ağzında konumlanan ve 12. Yüzyılda((1230'lu yılların başlarında) Bizans İmparatoru Ionnes III. Vatatzes tarafından İç Limanı'nın ağzında inşa ettirilmiş. Bu alan, günümüzde Hisar Camii önü, Fevzi Paşa Bulvarı ve Keresteciler Caddesi arasında, denizden oldukça uzaklaşmış bir mevkii oluşturuyor. kurulan İzmir Liman Kalesi hem iç liman güvenliğini sağlamak, hem de şehir savunmasında kilit oluşturması açısından önem taşırdı. Kale yüksek kuleleriyle geleneksel bir kale mimarisinden çok bir orta çağ şatosu görünümündedir.
Farklı adlarla anılan kaleye, yabancı kaynaklarda 'Neon Kastron' veya 'Ceneviz Şatosu' denirken, Hristiyan topluluklar tarafından ele geçirildikten sonra ise 'Castrum Smyrnarum' olarak anılır.
Kale, Kudüs'ten kovulan St. Jean şövalyelerine devredilince Kalenin içerisinde Saint Pierre adına yapılmış bir kilise olduğundan kale Saint Pierre kalesi olarak da anılmaktadır. St. Piyer Kalesi diye tanınmaya başlayıp, sonraki dönemlerde Le Chatesu veya Hafen Kastell isimleriyle farklı kaynaklarda yerini aldı.
1.İZMİR FETİH :
İzmir’in ilk defa fetih ( alınma) mücadelesi 1071 Malazgirt'ten sonra Anadolu'ya akın eden Türklerden bir bey olan Emir Çaka Bey, tarafından ; Malazgirt Zaferi'nden 10 yıl sonra tarihi İzmir limanına girerek 25 Mart 1081 şehrimiz İzmir’i fethetmiştir. Zaferin ardından Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış ve Anadolu içlerine doğru bir fetih hareketi hız kazanmıştır. Emir Çaka Bey Oğuzlar'ın Çavuldur boyundan bir Türk kumandanı ve yöneticisidir. Çaka Bey’in kısa bir zaman sonra ölümünün ardından İzmir yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. Hatta daha da korunması arttırılarak Avrupa’nın en büyük askeri güçleri arasında sayılan, St. Jean Şövalyeleri’n (Rodos Hospitalier Şövalyeleri') yönetimine girmişti.
2.İZMİR FETİH :
Liman Kalesi, , 1261 yılından sonra Cenevizliler tarafından St. Pierre Kalesi adıyla kullanılmaya başlanmış.
Daha sonraki yıllarda merkezi Ödemiş –Birgi de kurulan Aydınoğulları Beyliği kurucusu Aydınoğlu Gazi Mehmet Bey, 1317'de Yukarı Kaleyi almıştır.. (Kadifekale')yi aldığında, Liman Kalesi hala Cenevizlilerin elindeymiş. Gazi Mehmet Bey tarafından İzmir’in Yukarı kısımları ile yukarı kalesi alınarak Türk’lerin yönetimine geçti. Fakat aşağı kale Bizanslılar ve St. Jean Şövalyele arasında birkaç defa el değiştirmiştir. Aydınoğlu Umur Bey 1328’de İzmir’i tekrar fethetmiştir. BU FETİH ÇAKA BEY’DEN SONRA 2. FETİHDİR. Artık İzmir dendiğinde aşağı Liman kısmı da sayılıyordu. Ancak o devirde Avrupa’nın en büyük askeri gücü olan St. Jean Şövalyeleri (Rodos Hospitalier Şövalyeleri') 1344’te Aydınoğlu Umur Bey’i mağlup ve şehit edip, şehri geri aldılar.
3.İZMİR FETHİ:
İki Türk arasında bir egemenlik savaşı olan 1402 Ankara Savaşı sonrası Osmanlı Emiri Yıldırım Beyazıt ‘ın Emir Timur’a yenilmesi Anadolu’daki diğer Türkmen Beylerinin Emir Timur tarafında savaşması sebebiyle olmuştur.
Bu savaş sonunda Yönetimleri Osmanlı padişahı tarafından ellerinden alınan tüm beyliklerin yönetimleri ve toprakları tekrar Emir Timur tarafından kendilerine iade edilmiştir. Ancak İzmir tam anlamıyla Aydınoğlu beyliği yönetiminde değildi. Zira aşağı kale hala St. Jean Şövalyeleri’nin yönetiminde idi. Toplam mevcudu 15 bin civarı olan şövalyeler iç kaleyi etkili bir şekilde koruyordu.
Emir Timur 1402'de Ankara Savaşı'nı kazandıktan sonra Anadolu'da bir müddet dolaşıp St. Jean Şövalyeleri’nin elinde olan İzmir'in önüne geldi. İzmir Kalesi'nin üç tarafı denizle çevriliydi. Surlar da iki derin hendekle çevrilmişti ve kale iyi tahkim edilmişti. Daha önce Osmanlı Sultanı II. Bayezid İzmir'i 7 yıl boyunca kuşattığı ve hiçbir sonuç elde edememişti.
Emir Timur, İzmir'i fethetmeyi askerî değil, dinî bir vazife olarak görüyordu. Timur, kaledekilere Müslüman olup, kaleyi teslim ederlerse gazabından kurtulacaklarını söyledi. Ancak kale komutanı Guillaume de Munte'den aşağılayıcı bir cevap geldi. Komutan kalesinin tahkimatına ve konumuna güveniyordu. Ancak Emir Timur, kaleyi kuşatırken askeri dehasını gösterecekti.
Kalenin üç tarafı deniz olduğu için kuşatma tek taraftan yapılmak zorundaydı. Sürekli denizden yardım alan bu kaleyi karadan kuşatan Timur bu şekilde sonuç alamayacağını görünce, denizin doldurulmasını emretti. İç limanın yanında olan ve daralan bu iç limanı Kadifekale’den getirilen taşlar hatta antik eserler ile doldurttu. kalenin liman girişine kazıklar çaktırıp Limanın dolması ile kaleye yanaşamayan haçlı gemileri kaleye yardım edemeden geri dönüyordu. 14 gün sonra kale burçları dayanamadı, bu durumu gören haçlı şovalye ve askerleri kıyıya demirli gemilerine binerek kaçtılar.
Emir Timur, böylece kuşatma için alanı büyütmüştü. Saint Jean Şövalyeleri'nin elinde olan İzmir, 2 Aralık 1402'de düştü.
1402 Aralık ta Gavur İzmir diye, Müslümanlar'ın Asırlarca Fethedemediği İzmir'i 2 Aralık 1402'de Emir Timur Ortadan Kaldırmış, Şehri Müslüman Yapmıştı. O zamana kadar Kadifekale’den Limana kadar olan yerler Müslüman Türkler’in elinde Liman ise ise Gavur diye adlandırılan yabancı kökenlilerin elindeydi. Yapılan bütün kuşatmalar, savaşlar ve mücadeleler işte bu sahil kısmını ele geçirmek için idi. Bugün hâlâ vârolan "Gâvur İzmir" deyimi bu devirlere dayanır ve bu söz ile bundan altı asır öncesine kadar Hristiyanlar'ın elinde bulunan "sahil İzmir'i" kastedilir.
DAHA SONRALARI:
İzmir'i Aralık 1402'de kuşatan Timur, kaleyi aldıktan sonra burçları ve kuleleri yıktırmış, ve yönetiminiı ve İzmir’i de Aydınoğulları’na geri verdi. Beyliğin başına İsa Bey’in oğlu Musa Bey, onun kısa süre sonra ölümü üzerine de II. Umur Bey geçti (1403) 2..Umur Bey, 1405 yılında beyliği İzmiroğlu Cüneyd Bey’e bırakmak zorunda kaldı. Beylik , Cüneyd Bey’in idaresinde bir süre daha varlığını sürdürebildi.
Cüneyt Bey, Osmanlı Devleti’ndeki Fetret Devri olayları ve Düzmece Mustafa isyanında önemli rol oynadı. Fatih’in dedesi olan Sultan I. Mehmed’in İzmiroğlu Cüneyd ile mücadelesi neticesinde bu kaleyi Cüneyd Beyin elinden alarak temellerine kadar yıktırdığını biliniyor.
En sonunda İzmir yakınlarındaki sığındığı kalede teslim olmak zorunda kaldı ve Cüneyt Bey hem kendisi hem de ailesi öldürüldü. Böylece 1426’da Aydınoğulları Beyliği toprakları ve İzmir II. Murad tarafından kesin olarak Osmanlı Devleti’ne katılarak ilhak edildi.
FATİH SULTAN MEHMET TARAFINDAN LİMAN KALE TAMİRİ:
1426'da kesin bir şekilde Osmanlı yönetimine giren İzmir'in güvenliği için Liman Kalesi Fatih Sultan Mehmet’in dedesi olan Sultan I. Mehmed tarafından yıktırılan liman kalesini İFatih Sultan Mehmet 1470'lerde yeniden ayağa kaldırılmış. İzmir'e 1671'de gelen Evliya Çelebi kalenin kitabesini aktarırken, içindeki mescit ve kapısı önündeki camiden bahsetmiştir.
Şuan İzmir Arkeoloji Müzesinde bulunan Fatih Sultan Mehmet tarafından tamiri yapılan kale kitabesinin içeriğişöyledir:
“Elhamdülillahi veliyyülinayeti velavn vessalatü ala seyyidina muhammed il- maksudi minelkevni Emma bad fehezihil kalatil islamiyyetil beyzai büniyet biavni halikı-
larzi vessemai biemri sultan Muhammed ibni murat han min ali Osman eyyedehullahül-
mülküddeyyan ve temmet biinayetillahilmennani fi şehrişaban seneti hamse ve semanin
ve semani mieti hezihi Husni necati lilmüminin üdhuluhe bisururin veselaminve amme-
rehe Elfakir ile Essamedilganiyyi Muhammed bin Muhammed el haseni …
Açıklama:
“Bu kale Alî Osmandan Murat oğlu Sultan Mehmet’in emri ile h.885 yılının şaban ayında yapılmıştır”. Yeni kullandığımız takvime çevirdiğimizde kalenin 1480 yılının ekim kasım aylarında tamamlandığını anlıyoruz.
Venedik saldırılarına karşı, Sancakburnu'nda Sancak Kale'nin inşa edilmesi, artık Liman Kalesi'ne ihtiyaç duyulmayacak şekilde kentin güvenliğini sağlamış. Nitekim o güne kadar Soğan Kale, Kala-i Bahir, Aşağı Kale, Ok Kalesi gibi isimlerle de anılan Liman Kalesi, yeni kalenin yapımından itibaren 'Kale-i Atik' yani Eski Kale ifadesini isimlerine eklemiş. Hiç kuşkusuz öneminin azalmasında İç Liman'ın gittikçe dolması ve kale çevresinin ticaret nedeniyle gittikçe büyüyen iş alanlarına eklemlenmesinin de payı bulunmaktaydı.
Bir zamanlar, duvarları içinde kalan kenti ve iç limanı korumak amacıyla yapılmış olan kale, 1871'de yıktırılmış. Ancak, kalenin çevresi bugün hala Hisar, Hisarönü olarak anılmakta.
Sancakburnu kalesinin yapımından sonra St.Pierre yani liman kalesi iyice işlevini yitirmiş ve içinde sivil yerleşimler başlamıştı. Storari, planı yaparken Castello di St.Pietro notuyla liman kalenin de yerleşimini göstermiştir. Bu planda kalenin içinde 40 kişilik bir muhafız birliği olduğunu belirtmiştir. Her ne kadar bu noktaya Türkçe “Karakol” yazılmışsa da parantez içinde ki açıklamasında İtalyanca karakol kelimesinin karşılığı olan “Stazione di polizia” yerine muhafız birliği anlamana gelen “Corpi di guardia” notunu düşmüş ayrıca kalenin içinde gösterilen yer için de 40 kişilik anlamında “di 40 vomini” bilgisini vermiştir. Yani kalenin içinde kırk kişilik bir muhafız birliği
olduğu kesindir.
Ayrıca 1876 Lamec Saad planında da kalenin içinde kalan Mir-i Kelâm hanın olduğu yere askeri bir nokta olduğunu belirten çatılmış kılıç yapılmış devletin tasarrufu altında kamusal bir alan olarak gösterilmiştir.
1876 Lamec Saad planında kalenin içinin Storari’nin planında olduğu gibi düzensiz bir yapılaşma olmadığını görüyoruz. Fakat kalenin işlevini yitirmiş olması nedeniyle içerisinde yerleşimler olduğu bellidir.
Kalenin 1856 ile 1876 yılları arasında ki değişiminin ve bugün ki hale gelmesinin nedenlerini araştırıldığında:
H.17 Muharrem 1287/M.19 Nisan 1870 yılında Maliye Nezareti ve Nafa Vekaletinden gelen bir yazı ile 1876 yılına kadar olan bir süreç başlar. Bu yazının içeriği şöyledir:
“İzmir vasatında kain atik ok kal’asının hedmi taş ve arsasının füruhtu (satışı) ile hasıl olacak akçeden mesarifi ba-tenzil kalacak akçenin Islahhâneye terki hususunda
Aydın velayetinden vürud iden işar üzerine keyfiyet Maliye Nezareti-i Celilesiyle ………..mezkûr kal’anın hedmi derununda bulunan hanelerin mübayası ile … muntazırda bir çarşu teşkil edilmek içun kal’anın Hisar camii şerifi ve Halim ağa çarşusu başı gösterilerek sahile kadar bir resm(?) yapılub ve zikr olunan hânelerin dahi idaresiyle beraber hal-i hazırları üzerine kıymet-i bedellerini erbab-ı vakıf ve meclis-i idare-i velayet marifetiyle bir deftere terkim edilib gösterilmesi hakkında buyurulan emirnâme-i samiye cevab-ı meclis-i mezkûrdan vürud olan mazbata ve defter ol babda nezaret-i müşarüni-leyh ile muhaberatı şâmil bir kıt’a tezkere ile beraber şuray-ı devlete havale buyurulmakla Nafia dairesinde kıraat olundu.
…………………
…. Ba’l-havale hasıl olacak yeri parça parça bitirilmesine ve yahud dairenin münasib bir mahalden lüzumu kadar akçe …. İderek zikr olunan mağaza ve yahud bazarı inşa eylemesi tercih olunur ise ana göre icra-i iktizası görüşülmüştür. Ol babda emr ü ferman devletlü padişahımındır 17 M 128716”
Bu yazışmalar neticesinde belediye ile anlaşılır ve kale yıkılarak taşları satılır, kale arsasının üzerinde bulunan hanelerle de anlaşmalar yapıldıktan sonra çıkartılarak, binaları yıkıldıktan sonra buraya çarşı ve mağaza inşa edilir. Muhafız birliğinin olduğu şimdi ki adıyla Mir-i
Kelâm hanın da bu dönemde el değiştirdiği sanılıyor.. Çünkü bir sonraki 1905 tarihli planda bu isimle yazılıdır. 1854 yılında kalenin içinde bulunan rastgele yerleşimin değişimi böylece başlar. İzmir Belediyesi eski binası da bu değişimin eseridir.
Bu arsaların ve binaların satışı, çarşının yapılması 1876 senesine kadar sürer ve Lamec Saad planında görüldüğü duruma dönüşür ki bugün dahi bu planın aynısıdır.
İzmir Liman Kalesi ya da ilk adıyla Saint Pierre kalesi planını günümüz şehir planına yerleştirerek tam olarak kapsadığı bölgeyi ekte fotoğraflarla tespit ettik. Buna göre kale yıktırılmamış olsaydı günümüzde aşağıdaki konumda duruyor olacaktı ve eminiz İzmir’in simge bir yapısı olarak anılacaktı.
1231 yılında yapılan kale yaklaşık altı yüzyıl hizmet ettikten sonra yıkılır ve yerine çarşı yapılır. Kale yıkıldıktan sonra muhafız birliğinin ve yeniçerilerin odası olan bina da el değiştirerek Mirkelâm han olarak hayatına devam eder.
KAYNAK: Prof. Dr. Erhan Afyoncu / Mustafa Üzel |
| İZMİR LİMAN KALE - KONAK MERKEZ Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  | |
|
|