Tarihi Mekanlar Kişisel Ansiklopedi Erol ŞAŞMAZ
  İZMİRİN ÖZEL MEKANLARI
  İZMİRİN MEDRESELERİ
      MERKEZ MEDRESELERİ
      URLA MEDRESELERİ
      BAYINDIR MEDRESELERİ
      ÖDEMİŞ MEDRESELERİ
      SEFERİHİSAR MEDRESELERİ
      TİRE MEDRESELERİ
  İZMİRİN LEVANTEN EVLERİ
  İZMİRİN ÖREN YERLERİ
  İZMİRİN MÜZELERİ
  İZMİRİN ENDÜSTRİ MİRASI
  İZMİRİN İLÇELERİ
  İZMİRİN CAMİLERİ
  İZMİRİN KİLİSELERİ
  İZMİRİN ANITLARI
  İZMİRİN ŞEHİTLİKLERİ
  İZMİRİN HANLARI
  İZMİRİN HAMAMLARI
  İZMİRİN KAPLICALARI
  İZMİRİN ÇEŞMELERİ
  İZMİRİN SU KEMERLERİ
  İZMİRİN KÖPRÜLERİ
  İZMİRİN KALELERİ
  İZMİRİN TÜRBELERİ
  TARİH VE KÜLTÜR TURİZMİ

Mail listemize abone
olun, güncel
yayınlarımızdan
haberdar olun!

Bunun için,
Lütfen mail adresinizi girin.
  Ana Sayfa   |  İletişim   
Natırzâde (Hacı Yusuf Camii) Medresesi – (Konak Merkez)

Natırzâde Medresesi, İkiçeşmelik semtinde Eşref Paşa Caddesi’ne açılan 838. Sokak üzerindeki Natırzâde Camii avlusundaydı.

Caminin kuzeyinde yer alan ve günümüzde imam evi olarak kullanılan kısmın medrese yapısının devamı olduğu tahmin edilmektedir. Hacı Yusuf Camii ve medresesi olarak bilinen ancak bilahare Natırzâde adıyla şöhret bulan cami ve medrese, arşiv kayıtlarına nazaran Hacı Yusuf adlı bir hayırsever tarafından inşa edilmiştir.

İzmir’de Cami Atik Mahallesi’nde Hindî el-Hac Yusuf tarafından yaptırılmış olan ve “Mağribî el-Hac Yusuf” veya “Hindî el-Hac Yusuf” adıyla bilinen bir cami ve medrese daha mevcuttur. Tireli Kethüdazâde Mustafa Ağa’nın 16 Safer 1211 (31 Ağustos 1796) tarihli vakfiyesi, söz konusu camilerin aynı dönemde ayakta olan ayrı yapılar olduğuna işaret etmesi bakımından fevkalede kıymetlidir.

İlk olarak on yedinci yüzyıla ait hurufat defterlerinde yer alan cami ve medrese Hacı Yusuf ismiyle kayıtlıdır. Mesela 1693 yılına ait bir kayıtta “İzmir’de Cami Atik Mahallesi’nde Hacı Yusuf Camii kurbünde vâki medresenin” müderrisi olan Hüseyin yerine Mehmed’in geçtiği yer almaktadır. Bu tarihten yaklaşık yirmi yıl kadar önce İzmir’e gelen Evliya Çelebî, el-Hac Yusuf Camii hakkında “kargir binâ ve kubbe-i ranası rusâs-ı kebûd ile mesturdur ve cemaati vefret üzredir, zira şehrin güzide yerinde vakidir” der.

Fakat şehrin diğer camilerinde yaptığı gibi bünyesinde herhangi bir medrese olduğundan bahsetmez. Ancak hurufat kayıtlarındaki beratlar erken dönemden itibaren cami dahilinde bir medresenin mevcut olduğunu kati bir şekilde ortaya koymaktadır. Dolayısıyla vakfiyesi elimizde olmadığı için inşa tarihi bilinmeyen el-Hac Yusuf Camii ve medresesinin on yedinci yüzyılın ikinci yarısında mevcut olduğu farklı kaynaklardan teyid edilebilmektedir.
Atama kayıtlarında on sekizinci yüzyılda medrese için berat almış çok sayıda müderrisin ismi mevcuttur. 1715 yılında berat verilen Şeyh Yahya’nın, Hacı Yusuf Camii havlusundaki dört bab hücrelere müderris ve camide vâiz olduğu kayıtlıdır. Sonraki dönemlerde de görülen aynı ifadeler, medrese müderrislerinin camide vâiz olduğuna da işaret etmektedir. Diğer yandan aynı yüzyıla ait tevcihler cami bünyesinde medresenin yanı sıra bir sıbyan mektebi de olduğunu göstermektedir. Nitekim 1797 yılına ait bir tevcihte el-Hac Yusuf Camii avlusunda “Hacı Ali binası muallimhanede muallim-i sıbyan” olan Abdurrahman’ın yerine Mustafa’nın geçtiği yer almaktadır.

Hacı Yusuf Camii ve medresesi on dokuzuncu yüzyılda Natırzâde ismiyle anılmaya başladı. Bu isimlendirme, Nâtırzâde Seyyid Ahmed Efendi’nin uzun yıllar bu cami ve medresede, müderrislik ile dersiâmlık yapmış olmasından kaynaklandığı ileri sürülebilir.
Zira Natırzâde’nin, ismiyle anılan cami ve medreseyi inşa veya tamir ettiğine dair herhangi bir vakıf kaydına veya vakfiyeye rastlanmamaktadır. Gültekin, caminin hicri 1291 yılında Natırzâde tarafından yaptırıldığını ileri sürmüş ise de aşağıda görüldüğü üzere aslında söz konusu zat bu tarihten kırk elli sene evvel vefat etmiştir.
Daha önce belirtildiği üzere Şeyhîzâde Ahmed Said Efendi,Cami Atik Mahallesi’nde el-Hac Hüseyin Camii’nin tekrar inşaasından sonra cami ve medrese için hazırlattığı 25 Cemaziyelahir 1200 (25 Nisan 1786) tarihli zeyl vakfiyede, medreseye müderris ve dersiâm olarak Natırzâde Seyyid Ahmed Efendi’yi görevlendirerek kendisine aylık on kuruş vazife belirlemişti. Diğer yandan Kethüdazâde İbrahim Ağa’nın oğlu Tireli Hacı Mustafa Ağa’nın 26 Safer 1211 (31 Ağustos 1796) tarihli vakfiyesinde, vakıf geliriyle her sene satın alınacak kandil yağından iki kıyye “Natırzâde Seyyid Ahmed Efendi’nin müderris olduğu Hacı Yusuf Camii’ne verile” kaydı yer almaktadır.

Ahmed Said Efendi’nin yaptırdığı cami ve medresenin Başdurak’taki el-Hac Hüseyin Camii ve medresesi olduğu bilindiğine nazaran Natırzâde’nin on sekizinci yüzyıl sonlarında önce burada daha sonra Hacı Yusuf Camii Medresesi’nde yahut aynı dönemde her iki medresede müderrislik ve dersimalık yaptığı söylenebilir.
Medrese ve camide uzun yıllar müderrislik ve dersiâmlık yapmış olan Mehmed oğlu Natırzâde Ahmed Efendi, Bursalı Mehmed Tahir Efendi’nin mezar taşı kitâbesini esas alan kaydına göre 1245 (1830) yılında vefat etmiştir.627 Ancak H. 1298 yılı Aydın Vilayet salnamesinde ise “fuhûlinden Natırzâde Ahmed Efendi’nin” 1248 (1832/1833) yılında vefat ettiği kayıtlıdır.

Fazilet sahibi bir zat olduğu anlaşılan Natırzâde, toplumda saygı duyulan itibarlı âlimlerdendir. Belgelerin kendisi için kullandığı ifade ve sıfatlar, onun ilim ve hikmet sahibi bir müderris olduğunu göstermektedir. Nitekim aynı dönemde hazırlanan bazı vakfiyelerin şühudül-hâl kısmında ismine tesadüf edilen Natırzâde Ahmed Efendi, “fahrü’l-meşâyihil-izam” ve “kutbu’l-arifîn gavsü’l-vasilîn” gibi sıfatlarla kayıtlıdır. Bu sıfatlar müderrisliğin yanı sıra tarikat büyüklerinden ve şeyhlerinden olduğuna işaret etmektedir. Hatta şöhret ve itibarı vefatından sonra uzun zaman devam eden Natırzâde’nin İzmirliler tarafından evliya kabul edildiği ve günümüzde cami haziresinde bulunan mezarına adakta bulunulduğu belirtilmektedir.

El-Hac Yusuf Camii ve medresesine bazı vakıfların gelirinden tahsisatlar ayrıldığı görülmektedir. Medrese talebelerinin ihtiyaçları için ayrılan gelir ise İzmir Taze Meyve Gümrüğü emînlerinden Serbevvâbin el-Hac Süleyman Ağa b. Ahmed Ağa’nın 16 Recep 1221 (29 Eylül 1806) tarihli vakfiyesinde yer almaktadır. Süleyman Ağa, vakıf geliriyle diğer bazı cami ve mescidlerin yanı sıra el-Hac Yusuf Camii kandilleri için yirmi kıyye zeytinyağı satın alınmasını ve “cami-i merkûm medresesinde bulunan talebe-i ulûma beher sene elli kuruş” verilmesini istedi.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında bânisi Hacı Yusuf adıyla anılan medrese aynı yüzyılın sonlarında artık Natırzâde Medresesi olarak bilinmekteydi. İkiçeşmelik’te olduğu belirtilen medresenin bu dönemdeki müderrisi Abdurrahman Efendi’dir. 1862 yılında İstanbul’da Eyüp Sultan Mahallesi’nde sakin olan Abdurrahman Efendi, medresedeki görevini Çeşme Kazası’ndan Mehmed Naim Efendi’ye bırakmıştı.633 Yine 1891 yılında vefat eden Yozgatlı Mustafa Keşfî Efendi’nin bir kısmı Tire’deki İbn-i Melek Medresesi’nde ve büyük bir kısmı Natırzâde Medresesi’nde olmak üzere yaklaşık kırk yıl müderris olarak ders okuttuğu, yüzlerce öğrenciye icazet vererek birçok insanın yetişmesine vesile olduğu bilinmektedir.

Son asırda hazırlanan Maarif salnamelerinde Natırzâde ismiyle yer verilen medresenin bânisi için meçhul denilmiştir. On dokuzuncu yüzyıl sonları ile yirminci yüzyıl başlarında medresenin müderrisi Niyazi Efendi olup 1898 yılında yedi, 1900 yılında sekiz, 1901 yılında ise yedi talebesi mevcuttur.635 1924 yılına ait vakıf kayıtlarında Natırzâde Medresesi için sadece İkiçeşmelik’te olduğu kaydı düşülmüştür.636 Baykara’ya göre medresenin sekiz hücresi hücresi bulunmaktaydı. Bu kayıtlar on yedinci yüzyıl sonlarından itibaren kaynaklardan takip edebildiğimiz el-Hac Yusuf Medresesi’nin Osmanlı’nın sonuna kadar varlığını koruduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Hurufat defterlerine kaydedilen berat tevcihlerine nazaran Hacı Yusuf Medresesi’nin tespit edilen müderrisleri şu şekildedir:

Hüseyin (?-1693), Mehmed (1693-?),638 Şeyh Yahya (1715-1719),639; Şeyh Ahmed b. Ömer (1719-1723),640 Şeyh Hasan (1723-1728),Şeyh Ahmed b. Ömer (1728-?)642, Hüseyin (?-1732),Abdurrahman Efendi (?-1862), Mehmed Naim Efendi b. Abdülcelil (1862-?),644 Mehmed Niyazi (1899).

KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ )
Natırzâde (Hacı Yusuf Camii) Medresesi – (Konak Merkez) Fotoğraf Galerisi