|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Servili Cami Medresesi – (Konak Merkez)
Servili Camii Medresesi, isminden anlaşıldığı üzere Mir Ali Mahallesi’nde eski adı Karapı Caddesi olan 954. Sokakta’ki Servili Cami’nin yanındaydı. Caminin hangi tarihte kimin tarafından inşa edildiğine dair açık bir kayda tesadüf edilememektedir.
Gurre-i Rebiülevvel 1125 (Mart 1713) tarihli bir tevcihata nazaran mescid halindeki bu yapıyı, Osman Efendi adında bir hayırsever malının üçte biriyle minber ekleyerek camiye çevirmiş ve buranın hitabetine Hüseyin Halife’yi tayin etmiştir. Bu sebeple olsa gerek söz konusu tarihten sonraki bazı kayıtlarda cami; “Servili Mescid-i demekle marûf Hacı Osman Efendi Camii” şeklinde yer bulmuştur.
Atama kaydı yapının on sekizinci yüzyıl başlarında camiye dönüştürüldüğüne ışık tuttuğu gibi buradaki mescid yapısının önceki yüzyılda inşa edilmiş olabileceğini de göstermektedir. Servili Camii avlusuna medrese inşa eden kişi, belgelerde baba ismi zikredilmeyen dönemin nüfuzlu kimselerinden Ahmed Said Efendi’dir. Daha önce üzerinde durulduğu gibi İzmir müftülerinden ve Kurşunlu Medresesi müderrislerindedir. 1723 yılında medrese müderrisi Rüşdü Mustafa Efendi’nin vefatından sonra İzmir kadısı İsmail’in arzıyla müderrislik görevi “kıdvetü’l-ulamai’l-mütehakkikin” Ahmed Said Efendiye tevcih edildi. Nitekim bu tarihten yaklaşık otuz yıl sonra tescil ettirdiği vakfiyesinde “bin yüz otuz dört senesinden berü medîne-i İzmir’de tedrîs ve itfâya mezûn” olduğu yer almaktadır. Bu kayıt onun 1723 yılından beri yani otuz yılı aşkın bir süre şehirde müftülük ve müderrislik görevlerinde bulunduğuna işaret etmektedir. Kaynaklarda kendisi ve ailesi hakkında pek bilgi bulamadığımız Ahmed Said Efendi’nin, 1771 yılında genç yaşta vefat eden Zeynep adındaki kızı, şehir ayanlarından ve müderrislerinden Katipzâde Osman Efendi’nin eşidir. Bir başka ifadeyle on dokuzuncu yüzyıl başlarında İzmir voyvodalığı yaparken 1816 yılında Sultan II. Mahmud’un emriyle boğdurulan Katipzâde Mehmed Bey’in anne tarafından dedesi olmalıdır. Ahmed Said Efendi’nin 1754, 1755 ve 1757 yıllarına ait olmak üzere üç ayrı vakfiyesi mevcuttur.
Üzerinde 20 Cemaziyelahir 1167 (14 Nisan 1754) tarihi bulunan ilk vakfiyeye göre Ahmed Said Efendi müderrislik yaptığı Kurşunlu Medresesi’nin önüne günümüzde halen varlığını devam ettiren Kurşunlu Camii’sini bina etti. Hangi mahallede ve nerede olduğunu belirtmediği evinin yanına bir sebilhâne ve bir hamam yaptırdı. Sebilhânenin üstüne bir kütüphane inşa ederek sahip olduğu kitapları buraya vakfetti. Ayrıca Odunpazarı’nda bulunan dükkânlarının üzerine sıbyan talebeleri için bir mektep bina etti. Hayrat olarak yaptırdığı bu yapılara akar olmak üzere on dört dükkân, bir konak, bir ev, Sancakburnu Kalesi’nde bir fırın, bir dükkân, sahildeki sıralı sabunhâneler önünde bulunan tuz atölyesi, şehir dışında debbağhane civarındaki on dört dönüm bahçe ve buradaki otuz dönüm üzerine kurulu olan büyük çiftliği vakfetti.
Vakfedilen mülklerin gelirlerinden, inşa ettiği caminin hatibine ve imama yevmî dörder akçe, yağ ve mum için dört akçe, müezzin ve kayıma dört akçe, cuma namazından bir saat önce camide Kur’an okuyacak üç hafıza yedi akçe, aşir okuyan imam ya da müezzine iki akçe, cuma namazından sonra Muhammediye adlı manzum kitaptan bir miktar okuyup dua edene iki akçe, Selatinoğlu Mescidi karşısındaki sıbyan mektebi muallimine üç akçe, Odunpazarı’nda kendisinin bina eylediği mektebin muallimine iki akçe, mevlid kandilinde mevlid ve hatim kıraati ile yemek masrafı için otuz kuruş, Ramazanda talebeler için hazırlanacak iftar için yevmî ikişer kuruş, camide bu ay boyunca hatimle teravih kılan imama on sekiz kuruş, Kadir gecesinde camide hazır olanların yemeği ve Kur’an okuyacak hafızlar için on sekiz kuruş, Kurban’da kesilecek iki-üç koyun için on iki kuruş ayırdı. Bunun dışında Musalla etrafındaki mezarlık duvarının tamiri için on beş kuruş, İzmir’deki umumî yolların döşeme ve tamirine otuz kuruş, Ramazanın son on gününde itikâfa giren yüz seksen kişiye alınacak ekmek için iki akçe, evinde her akşam namazından sonra Fetih Suresi, sabah namazlarından sonra Yasin suresi okuyacak üç hafıza yevmî on akçe, kütüphanenin hâfız-ı kütübüne altı akçe, müderrise yevmî sekiz akçe, yazın üç ayında sebilhâneye konulacak kar için altmış kuruş, sebilhâne çalışanına dört kuruş, vakfın mütevellisine yevmî yirmi akçe, nâzıra yevmî on akçe, kâtibe yevmî altı akçe, câbiye altı akçe, arsaların mukataasına senevî on sekiz kuruş tahsis etti.
Vakfın tevliyet ve nâzırlığı gibi hâfız-ı kütüb ve dersiâmlık vazifelerini de evladına bırakan Ahmed Said Efendi, evladından birileri olduğu taktirde dışarıdan kimselerin bu göreve getirilmemesini istedi. Erkek evlatlarından uygun kimse olmadığı takdirde müderrislik dışındaki vazifeleri kızlarının yerine getirmesini, müderrisliği ise kızlarından erşed ve aslah olanın eşine bıraktı. Neslinin kesilmesi halinde ise akrabalarının bu görevlere getirilmesini, onlardan kimse bulunmadığı taktirde utekasından olanların, onlar da olmadığı zaman Haremeyn mütevellilerinin vakfı idare etmesini şart koştu.
Mir Ali Mahallesi’ndeki Servili Mescid denilen Mir Ali Camii’nin ön tarafına396 inşa edilen medrese için hazırlanan vakfiye Gurre-i Şaban 1168 (Mayıs 1755) tarihlidir. Vakfiyede medrese müştemilatının malum olduğu belirtilerek fiziki yapısı hakkında bilgi verilmemiş sadece bünyesinde altı adet talebe hücresi olduğu kaydedilmiştir. Bâni Ahmed Said Efendi, medreseye müderris olarak damadı Ahmed Efendi b. el-Hâc Halil’i tayin etti. Müderrisler için vakıf gelirinden yevmî altı akçe, talebelerine de üçer akçe vazife belirledi. Hayatta oldukça vakfın tevliyetini elinde bulunduran Ahmed Said Efendi, vefatından sonra bu görevi evladının ekber ve erşedine bıraktı. Ayrıca bu vakfiyede, mevcut vakıf mülkerine, medrese yakınlarında iki dükkân, Sofalı Menengeç yakınlarındaki bir ev, Tuzla Burnu’ndaki bir dükkân daha ilhak etti.
Müftü Ahmed Said Efendi 10 Şaban 1170 (30 Nisan 1757) tarihli son vakfiyesinde, İzmir voyvodalarına bedel-i öşri ya da mukaatalı durumda olan çok sayıda gayrimenkül vakfetti. Bunlar; şehir dışında Debbağhaneler civarında bulunan beş bahçe, bir çiftlik, Kasap Hızır Mahallesi’nde Rum Kilisesi yanında bir han, bu civarda yer alan sekiz ev, bir börekçi fırını, bir bakkal dükkânı, bir kahvehâne, bir sebzehâne ve içinde bulunduğu beş dönüm arsa üzerindeki yapılardır. Bu gayrimenkuller için Müftü Efendi’nin şehir voyvodalarına ödediği yıllık bedel-i öşrü ve mukataa bedeli toplam 2.472 akçedir.
Servili Camii Medresesi için kaynaklarda vakfiyesi dışında fazla bir bilgiye rastlayamadık. Medrese vakfiyesinde Ahmed Said Efendi’nin buraya müderris olarak damadı Ahmed’i tayin ettiği yer almaktadır. Tevcihat kayıtlarında vakfiyenin tescilinden kısa zaman sonra medreseye müderris tayin edilen zatın beratı olmadığı belirtilerek berat tevcih edilmesi yer almaktadır. 1756 yılı başlarına ait atama kaydı şu şekildedir: “İzmir’de Mir Ali Mahallesi’nde vâki Selvili Mescidi demekle marûf cami-i şerîf emâmında vâki ashâb-ı hayrâttan Hacı Ahmed Said Efendi müceddeden binâ eylediği medresenin vazîfe-i muayenesiyle müderris nasb ve tayîn olunub bî-berât olmağla müceddeden Ataullah’a tevcih buyruldu.”
Servili Medresesi’nin müderrisliği için on sekizinci yüzyıl sonlarında kaydedilen bir arzuhal bâni Ahmed Said Efendi’nin damadı el-Hac Mehmed b. Hüseyin’e aittir. Mehmed Efendi, 1795 yılı ortalarında Divan’a gönderdiği yazıda “Mir Ali Cami-i şerifi havlusunda Müfti-i esbak el-Hac Ahmed Said Efendi merhumun bina eylediği medresesinde yevmî altı akçe ile müderrisi olan Ataullah Efendi’i bilâ veled fevt” oldu diyerek vazifenin kendisine tevcihini talep etmiştir.401 Dolayısıyla Ahmed Said Efendi’nin vakfiyede müderris olarak belirlediği damadı Mehmed Efendi bu göreve Ataullah Efendi’den sonra gelmiş olmalıdır.
KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ ) |
| Servili Cami Medresesi – (Konak Merkez) Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  | |
|
|