|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bölükbaşı Medresesi – (Konak Merkez)
Bölükbaşı Medresesi, Kasap Hızır Mahallesi’nde Horasancı Sokağı’nda yer alan Bölükbaşı Camii’nin avlusundaydı. Cami ve medresenin bânisi aynı mahalleden Osman Bölükbaşı’nın oğlu Serbölük müderris Mehmed Efendi’dir. Bâni, caminin hareminde on hücresi bulunan medresenin yanı sıra bu civarda bir sıbyan mektebi de yaptırdı. Cami kapısının üzerindeki kitâbede 1073 yılı yazılmış olmasına mukabil vakıf yapıları için hazırlattığı vakfiye Evâil-i Recep 1071 (Mart 1661) tarihlidir.
Cami ve medreseye akar olmak üzere vakfedilen mülkler; Kasap Hızır Mahallesi’nde sonradan Bölükbaşı Hanı119 adıyla anılan bir han, hanın yanındaki iki katlı ev, bu eve bitişik haldeki Zevc Hamamı ve hamama bitişik olan bir fırın ile bir kahvehânedir. Vakfın tevliyeti için yevmî yirmi akçe vazife belirleyen Serbölük Mehmed Efendi vefatından sonra Yusuf Bey b. Abdullah’ı akabinde eşi Kerime Hatun ile kızkardeşi Mümine hanımların birlikte mütevelli olmasını kararlaştırdı. Vakıf gelirinden yevmî on beş akçeyi imamete, beş akçeyi hitabet vazifesine ayırıp bu göreve Abdüsselam oğlu Abdülbaki Efendi’yi tayin etti. Camide sabahnamazlarından sonra bir Yasin-i şerîf, üç İhlâs; öğlen namazlarından sonra Amene Resulü ve üç İhlâs; İkindi namazlarından sonra Nebe ve Nasr sureleri; Akşam namazlarından sonra Mülk ve üç İhlâs okunmasını istedi. Ayrıca müezzine yedi akçe, bevvâb ve ikâd-ı kandil vazifelerini yapacak bir kayyime altı akçe, cami kuyusundan musluğa su çekecek kimseye üç akçe vazife belirledi.
Caminin kandil, hasır gibi ihtiyaçlarına yevmî yirmi akçe sarf edilmesi,cuma günleri namaz vaktine kadar camide aşir okuyacak üç kişiye birer akçe, namazdan sonra camide vaaz edecek ehli ilim kimseye de yevmî beş akçe verilmesi onun vakfiyede belirlemiş olduğu diğer şartlardandır.
Medreseye, “talîm-i ilm-i akliye ve nakliye” için ehil bir kimsenin müderris nasbedilmesini isteyen Mehmed Efendi, talebelere haftada üç gün talim-i ulûm etmesi mukabilinde müderrise yevmî on akçe vazife belirledi. Her bir medrese hücresinin aydınlatmasına yevmî birer akçe mum bahası takdir etti.
Cami civarında bina ettiği sıbyan mektebine bir muallim tayin edip yevmî altı akçe hizmet belirledi. Mektep talebelerinin ikindiden sonra eşinin ruhuna üçer İhlâs ile birer Fatiha okumaları mukabilinde ilkbaharda “sahra”ya çıkarılmalarını istedi. Sahraya çıkarılma gününde çocukların iaşesine harcanmak üzere 720 akçe, camide her gün Muhammediye’yi okuyacak “ehl-i nefes ve alim-i uruz” kimseye ise yevmî iki akçe ayırdı.
Müremmim tayin ettiği Mustafa’ya kış günlerinde camiyi ve diğer vakıf mülklerini kontrol ederek gerekli tamirleri yapması karşılığında iki akçe ödenmesini istedi. Müremmimin yapacağı tamirlerin bir günden fazla olması halinde kendisine misliyle ücret ödenmesini istedi. Tamir gerektiren yerlerin mütevelli, diğer görevliler ve mahalleli tarafından kontrol edilerek israf olacak şekilde ihtiyaçdan fazla tamir yapılmasına izin verilmemesini şart koştu.
Mehmed Efendi, Ramazan gecelerinde hergün bir buçuk kıyye zeytinyağı alınarak akşamdan sonra minare kandillerinin yakılmasını ve bunu yapacak görevliye bayram gününde yüz elli akçe ödenmesini istedi. Yaz aylarına denk gelen yıllarda otuz akçe ile kar satın alınıp sebil suyunun soğutulmasını, kışa denk gelen yıllarda ise bu parayla yağlı çörek satın alınarak iftar vaktinden önce Müslümanlara dağıtılmasını şart koşup bu işle görevlendirdiği kişiye 100 akçe vazife belirledi. Ramazan ayının cuma gecelerinde üç sofra yemek yapılmasını, her sofraya bir yahni, bir dolma, bir pilav, bir keşkek ve bir zerde konulmasını isteyerek mütevelliye bu husustaki harcamalar için 1.000 akçe ayırdı. Yine Muharrem aylarında aşure günü, 1.500 kuruşla bilinen usul üzere aşure aşı pişirilip fakirlere ve miskinlere dağıtılmasını, sevabının Hz. Hüseyin ruhuna hediye edilmesini istedi. Vakıf gelirinden her sene iki yüz akçeyi mahalle fukarasının avarız bedeline tahsis etti.
Vakfiyede, vakıf mülklerinin doğal afetlerde zarar görebilme ihtimallerine karşı tamirleri için yevmî yirmi akçe ayrıldı. Ancak bu miktar tamirat için yeterli gelmemesi halinde mürtezika için rakabe usulüne başvurularak ödemelerin kısılması istendi.Aynı şekilde masraflardan fazla kalan vakıf gelirinin evlad neslinin kesilmesi halinde çalışanlar arasında taksim edilmesi öngörüldü. Vakıf çalışanlarının vazifelerini aylık şeklinde mütevelliden almasını isteyen Mehmed Efendi, bu husus için vakıf mülklerindeki kiracıları rahatsız etmemeleri gerektiğini özellikle belirtti.
On yedinci yüzyılda kurulan Bölükbaşı Medresesi’nin ne zamana kadar varlığını devam ettirdiği bilinmemektedir. Fakat medreseye yirminci yüzyılda müderris tayini yapılmış olması en azından cami ve vakfının bu dönemdeki varlığına işaret etmektedir. Nitekim Osmanlı’nın son döneminde medreselerin ıslah edilmesi çerçevesinde Bölükbaşı Medresesi’ne de müderris tayini yapıldı. 1910 yılına ait beratta cami avlusundaki medresenin müderrislik cihetinin daha önce on akçeyle Seyyid Fazıl b. Abdullah’a verildiği belirtilerek “hayli zamandan beru medrese-i mezkûre muattal kalmış olmağla müderrislik ciheti” imtihan ile Hafız Mehmed Sabri Efendi’ye tevcih edildi.
Bu kayıt medresenin uzun yıllar kullanılmadığını ve buraya müderris ataması yapılmadığını gösterdiği gibi berat verilen müderris Seyyid Fazıl’a takdir edilen ücretin miktarı onun bu göreve oldukça uzun zaman önce tayin edildiğini de ortaya koymaktadır. 1910 yılındaki berat ile müderris Hafız Mehmed Sabri Efendi, aynı dönemde camideki imamlık ve vâizlik görevlerine de tayin edildi.127 Kayıtlarda Hacı Mehmed Efendi Camii ve medresesi adlarıyla da görülen Bölükbaşı Medresesi ve camisinin 1922’deki büyük yangında ortadan tamamen kalktığı tahmin edilmektedir.
KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ ) | |
|