Dervişzâde Mehmed Paşa’nın kızı Ayşe Hanım tarafından yaptırılan Yalı Medresesi ve camisini daha evvel müstakil bir çalışmada ele aldığımızdan burada aynı hususları tekrar etmeye gerek duymuyoruz. Fakat şehirdeki diğer medreseler içindeki yerini tespit etmek bakımından bu medresenin şartlarına dair birkaç hususu belirtmekte ve yeni arşiv belgeleri ile mevcut çalışmayı ikmal etmekte de fayda görüyoruz.
Konak Meydanı’ndaki Yalı Camii’nin yanı başında yer alan medrese 1749 yılında, camiden önce inşa edildi. Kargir medrese binası tahtânî ve fevkânî olup alt katında sekiz adet talebe hücresini, üst katta ise bir dershâneyi müştemildi. Bina içinde ayrıca bir çamaşırhâne, bir banyo ve iki kenif ile bir miktar avlu bulunmaktaydı. Vakıf kayıtlarından on dokuzuncu yüzyılda medreseye bir talebe odası daha ilave edildiği görülmektedir. 1905 yılı sigorta planlarında çizilmiş olan krokide medreseni “L” planlı ve revaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Ayşe Hanım 1754 yılında ikinci bir vakfiye ile medresenin ihtiyaçları için yeni kaynaklar tahsis ederek şartlar belirledi. Vakfettiği Fazlıoğlu Hanı gelirinden müderrise yevmî kırk akçe, medrese hücrelerine altışar akçe vazife takdir etti. Seyyid Abdullah Efendi’nin oğlu Tireli Şeyh Seyyid Mehmed Efendi’yi müderris tayin edip sonraki müderrislerin “sulahâ-i muttakiinden Tefsir ve Hadîs-i şerîf ve ve ulûm-ı nâfia tedrîsine kâdir bir kimesne” olmasını ve mutlaka İzmir kadısı tarafından seçilmesini şart koştu. İnşa ettirdiği medreseseye kıyamet gününe kadar “buk‘a medrese” olarak itibar edilmesini ve burada hiç kimseye rica ve şefaatle müderrislik verilmemesini özellikle belirtti.
Son dönem çalışmalarında Buk’a medreselerinin sıbyan mekteplerinden sonra gidilen ve meratib sistemindeki medreselere öğrenci hazırlayan bir eğitim kurumu olduğu kanaati öne çıkmıştır. Ancak bu tür medreselerde müderrislere yevmî yirmi akçe yahut on akçe altında vazife verildiği belirtilmekle birlikte Ayşe Hanım’ın Yalı Medresesi müderrisine yevmî kırk akçe ayırmış olduğu dikkat çekmektedir.
Vakfettiği sabunhâneden her sene bir kantar sabunun müderris ve talebelere taksim edilmesini isteyen Ayşe Hanım, Ramazan aylarında vakıf mütevellisi evinde her gün yemek pişirilerek medrese talebeleri ile fakirlere iftar verilmesini ve her hafta cuma ile pazartesi akşamları medresede hatm-i hacegan yapılmasını şart koştu.
Her ay medrese hücrelerinin her birisine birer kıyye zeytinyağı ayırdığı gibi medreseye yeni hücre ilave edildiği takdirde onlara da aynı şekilde tahsisat ayrılmasını şart koştu. Medrese talebelerinin senede bir kere “sahra etmeleri” ve yaz mevsimlerinde Haziran başından Ağustos sonuna kadar olan doksan gün boyunca medrese çeşmelerinden akan suyun soğutulması için şartlar belirleyerek Tuzcuzâde Darülkurra Medresesi hafızları ile müderrisine tahsisatlar ayırdı. 16 Cemaziyelahir 1168 (30 Mart 1755) tarihinde hazırlattığı yeni bir vakfiye ile medresenin yanına bugün ayakta olan Yalı Camii’ni yaptırdı. Bu vakfiyede diğer şartların yanı sıra dedesi Derviş Ağa’nın Pazaryeri Mahallesi’ndeki darülkurra medresesi hücrelerinde sakin talebelere vakıf gelirinden vazife verilmesini istedi.
Yirminci yüzyıl başlarına kadar, yaklaşık bir buçuk asır ayakta kalan Yalı Medresesi’nde eğitim aralıksız olarak devam etti. Vakfa ait muhasebe kayıtları, vakıf gelirinden müderris ve talebelere ayrılan tahsisatları göstermenin yanında medresenin hali hazırdaki durumunu da yansıtmaktadır. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında müderris Ali Efendi döneminde, müderris vazifesi ile talebe-i ulûm vazifesinin her birisine 1200’er kuruş masraf edildiği görülmektedir. Vakfın toplam masrafı 7802 kuruş olduğuna nazaran müderris ve talebe vazifelerinin, vakıf bütçesi içinde % 30’a tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Aynı yıllarda vazife miktarları sabit kalmasına rağmen vakıf masraflarının değişiklik gösterdiği müşahade edilmektedir. Nitekim bir sonraki sene toplam masraf 6150 kuruş olduğundan söz konusu müderris ve talebe vazifeleri vakıf gelirinin yaklaşık % 40’ına tekabül etmiştir.
Yalı Medresesi için 1290 ve 1291 senelerinde hazırlanan muhasebe kayıtlarında vakıf gelirinden medrese müderrisi Mehmed Efendiye senelik 200 kuruş vazife tevcih edildiği görülmektedir. Aynı dönemde medrese duvarının tamir edildiği ve vakfı bütçesinden 227 kuruş harcama yapıldığı da kayıtlıdır. Fakat 1292 senesinden itibaren öceki yıllarda olduğu gibi medresedeki mevlid ve kurban masrafı, görevli maaşları kaydedilmesine mukabil müderris vazifeleri yer almamaktadır.
Salnamelerde, Ayşe Hanım Medresesi’ndeki öğrencilerin sayıları hakkında bilgiler mevcuttur. Medresede 1898 yılında yedi, 1900’da sekiz ve 1903’te on talebenin mevcut bulunduğu bilin mektedir. 1907 yılına kadar müderris ataması yapıldığı bilinen medresenin tam olarak ne zaman yıkıldığı henüz kesin bir şekilde tespit edilebilmiş değildir. Ancak 1914 yılında Hükümet Konağı ile Sarı Kışla arasındaki alanda yapılan düzenlemeler için Yalı Medre sesi bahçesinin bir bölümü dönemin valisi Rahmi Bey tarafından istimlâk edildi. Medresenin bu istimlâk süreciyle birlikte yıkılarak yerinin meydan alanına dâhil edildiği tahmin edilmektedir.
KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ )
Yalı (Ayşe Hanım) Medresesi – (Konak Merkez) Fotoğraf Galerisi