|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Balyanbolu Medresesi – ( Konak Merkez )
Balyanbolu Medresesi, Cami Atik Mahallesi’nde Mehmed Ağa Cami’nin avlusunda idi. Vakfiye metnin de, medresenin yeri için mahalle ismi dışında herhangi bir yer tarifi yapılmamıştır. Aktepe, söz konusu caminin bugün İkiçeşmelik Camii’nden Damlacık semtine giden Uzunyol üzerinde, 841. Sokak birinci numarada yer aldığını belirtir.
Üzerindeki kitabeye göre 1280 (1863/64) yılında tamir görmüştür. Cami ve medresenin bânisi olan el-Hac Mehmed Ağa, on yedinci yüzyılın son döneminde İzmir ayanlarından olup aslen Balyanbolu (Beydağ) Kazası’nın Hüseyinli Köyü’ndendir. Babası hakkında bir bilgiye rastlanmamakla birlikte aynı ismi taşıyan el-Hac Mehmed Ağa olduğu bilinmektedir. Nitekim 1758 yılında vakıf menzilinde kiracı olan Fatma’nın İstanbul’da divân-ı âlîde görülen davası için hazırlanan kayıtta “medîne-i İzmir’de Cami Atik Mahallesi’nde vâki merhûm Balyabolulu el-Hâc Mehmed b. el-Hac Mehmed’in bina eylediği cami-i şerîf” ibaresi yer almaktadır. Balyanbolu Medresesi’ni yaptıran el-Hac Mehmed Ağa’nın ayan oğlu Balyanbolulu el-Hac Mehmed Ağa’dır.
Balyanbolulu Medresesi ve cami için düzenlenen vakfiye 10 Cemaziyelahir 1100 (1 Nisan 1689) tarihlidir. Vakfiyede Cami Atik Mahallesi’nde, altında sabunhâne bulunan bir mülk menzil,bir Yahudihâne, Kefeli Mahallesi’nde Saka Pınarı denilen mevki e içinde köşkü bulunan bir bahçe, aynı mahallede iki katlı bir han ve şehir dışında Faik Paşa vakfına ait arazi üzerinde Beylik bahçe denilen bir parça bahçe vakfedilen mülkler arasındadır.
On sekizinci yüzyıl ortalarına ait kayıtlara göre Balyanbolulu el-Hac Mehmed Ağa’nın Kefeli Mahallesi’nde vakfettiği mülkler arasındabir kuyu da mevcuttur. Çünkü 1755 yılına ait bir atama kaydında, “Kefeli Mahallesi’nde vâki Balyanbolu el-Hac Mehmed Ağa’nın binâ eylediği kuyunun mütevellisi olmayıp lâzım ve mühîm olmağla” denilerek bu vazife Ahmed’e tevcih edilmiştir.
El-Hac Mehmed Ağa, vefatından sonra evladından aslah olanı yevmî beş akçeyle mütevelli tayin ederek vakıf mülklerinin gelirinden, “yüz yirmi akçe bir kuruş olmak üzere” cami imamına altı akçe; hatip, müezzin ve kayyıma ikişer akçe; mütevelliye ise beş akçe vazife belirledi. Vakıf fazlasını evladına vakfeden Mehmed Ağa, neslinin inkırazı halinde cami haremindeki her bir talebe hücresinde sakin olan talebe-i ulûma yevmî ikişer akçe verilmesini, fazla kalanın ise vakıf çalışanları arasında vazifeleri oranında taksimini şart koştu. Zamanla şartların yerine getirilmesi mümkün olmaz ise bu gelirin mutlaka fukara-i müslimin için sarf edilmesini istedi.
Vakfiyede, Balyanbolu Camii’nin hareminde inşa edilen medresenin evsafı ve kaç hücresi bulunduğu kayıtlı değildir. Hücrelerde sakin olacak talebelerin iaşesine tahsisat yapılmaması, tedris için herhangi bir müderris tayin edilmemesi ve diğer görevlilerin aksine müderrislik kadrosu için akçe belirlenmemiş olması dikkat çekicidir. Bu bakımdan ilk kurulduğunda medresenin, dershânesi bulunmayan birkaç talebe odasından ibaret olduğunu söylemek mümkündür. Fakat hurufat kayıtlarına yansıyan müderris ve dersiâm tayinleri sonraki yıllarda buranın klasik tarzda bir medreseye dönüştüğünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Nitekim 1708 yılında “Balyanbolulu Hacı Mehmed Medresesi’nde dersiâm olan Hacı Halil’e müceddeden berat verildiği,170 1728’de ise medrese ve camide “ba-muayyene müderris ve vâiz” Halil’in vefatından sonra göreve gelen Mehmed ve Hüseyin’in “diyâr-ı aherde mütevattin” olup edâyı hizmet etmediklerinden mütevellisi Abdullah’ın arzıyla görevlerinin ulemadan Şeyh Ahmed’e tevcih edildiği görülmektedir. On sekizinci yüzyıldaki atama kayıtlarından medrese müderrislerinin aynı zamanda camide vâizlik görevi de ifa ettikleri anlaşılmaktadır.
Balyanbolu Camii avlusunda inşa edilen talebe odalarının sonraki yıllarda klasik usülde bir medreseye dönüştüğü sadece müderris atamalarında yer almamaktadır. Atamalarla denk düşen tarihlerde mahalle sakinlerinin, medrese ve görevlilerine çeşitli miktarlarda yardımlarda bulunduğuna ilişkin kayıtlarda kullanılan ifade ve tanımlamalar, tedris faaliyetleri sebebiyle halkın burayı medrese olarak isimlendirdiğini ortaya koymaktadır. Nitekim el-Hac Halil Efendi’nin genç yaştaki kızı Rukiye, 1732 yılındaki vefatından kısa zaman önce malının üçte birini evlerinin yakınındaki “Balyanbolulu Hacı Mehmed Medresesi’nde ferâiz Hüseyin Efendi’ye has olmak” üzere vasiyet etmişti.
İzmir’in önemli bir kısmına zarar veren 1742 yılındaki büyük yangında, Balyanbolu Mehmed’in yaptırdığı vakıf eserler ve bunlara gelir getiren gayrimenkuller kullanılamayacak derecede yandı. Bunlar arasında medresenin yanı sıra cami, han ve imam ile şeyhin ikametine tahsis edilmiş evler de vardı. Aynı yılın kış aylarında söz konusu yapıların tamir edilerek yenilenmesi için çalışma yapıldı ve gereken meblağ 5.115 kuruş olarak belirlendi.
Ancak mütevellisi kiracılarından vakıf alacaklarını bir türlü tahsil edemeyince vakıf nâzırı Darüssade Ağası Beşir Ağa, durumu padişaha bir arz ile bildirdi. Bunun üzerine İzmir naibi Yusuf’a vakıf alacaklarının toplanması ve mütevellisine teslim edilmesi bir emir ile bildirildi.
On dokuzuncu yüzyılda medreseye yapılan müderris atamalarına nadir de olsa rastlanması, medresenin 1742 yılında tekrar inşa edildiğine işaret ediyor olmalıdır. Fakat aynı dönemde buradaki medresenin vaziyetine ve müderris tayinlerinin ne zamana kadar sürdüğüne ilişkin elimizde bir kayıt bulunmamaktadır. Medreseye son olarak 1891 yılında Balyonbolulu Hacı Mehmed vakfından olmak üzere Hafız Ali Efendi tarafından niyabetle müderrislik cihetinin Sağir Mehmed’e tevcih edildiği yer almaktadır.
KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ ) |
| Balyanbolu Medresesi – ( Konak Merkez ) Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  | |
|