|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kemeraltı Medresesi – (Konak Merkez)
Kemeraltı Cami yanındaki Medrese’nin bânisi Ahmed Ağa, sonraki dönemlerde Çavuşzâde ismiyle şöhret bulmuş olan aileden, Yusuf Çavuş’un oğludur. Annesi Hatuniye Camii’ni yaptırmış olan Tayyibe Hanım bt. Ali Reis’dir.
Ahmed Ağa’nın vakfiyesi Gurre-i Receb 1082 (Kasım 1671) tarihli olup İzmir’in Musa Bali yakasına bir cami ve bir medrese inşaasına dairdir. Bu medrese sonraki asırlarda bânisine izafetle “Yusuf Çavuşzâde Ahmed Ağa Medresesi”, inşa edildiği bölgeye izafetle de “Musa Bali Medresesi” ve “Kemeraltı Medresesi” adlarıyla bilinmiştir.
On adet talebe hücresi bulunan medresenin bünyesinde “ehl-i İslâm’ın süleha ve talebe-i ilimden ifâde ve istifâde erbabı kimesnelerin” sâkin olması şart koşulmuştur. Caminin yanı başında bulunup vakfedilen iki evden biri cami
imamının, diğeri de müezzinin ikametine tahsis edilmiştir. Hatuniye Mahallesi’nde vakfedilen bir ev ise aynı amaçla camiye hatip olanların oturmasına meşrut kılınmıştır.
Ahmed Ağa inşa ettiği cami ve medresenin ihtiyaçlarına sarf edilmek üzere, bir kısmı cami etrafında bulunan otuz üç dükkân, sekiz mahzen, beş oda, bir börekçi fırını, Çengelli Köyü’nde yarım değirmen hissesi ile Birunabad Nahiyesi’ndeki bahçelerini vakfetti.
Ahmed Ağa, vefatından sonra yerine mütevelli olanların vakıf gelirinden 300 kuruşu istirbah usulüyle işletip gerektiğinde cami ve medresenin tamirine sarf etmelerini istedi. Annesi Tayyibe Hatun’un bina ettiği caminin zamanla eksiklikleri ortaya çıkması halinde Kasap Hızır Mahallesi’nde bina ettiği altı debbağhane kirasından ikisinin cami imamına, ikisinin hatibe, ikisinin de müezzin ve kayyıma verilmesini şart olarak belirledi. Aynı yerdeki börekçi fırını ve dükkânın gelirini, annesinin yaptırdığı caminin hücrelerinde kalan talebelere, sabah namazından sonra Fetih Suresi, ikindi namazından sonra “Tebareke ve Amme” surelerini okuyup ruhuna hediye etmeleri şartıyla yevmî onar akçeden her birine birer akçe verilmesini kararlaştırdı. Ahiret gününde iki elinin, vakıf işlerinde tekâsül eden, vakıf mülkünü ve gelirini gerektiği şekilde muhafaza edemeyen mütevellilerin yakasında olacağını belirterek onlara vazifelerini hakkıyla yerine getirmeleri gerektiğini hatırlattı.
Ahmed Ağa’nın hazırlattığı vakfiyede Kemeraltı Medresesi’n de “müderris” adıyla bir kadronun mevcudiyeti görülmemekle birlikte sonraki dönemlerde vakıf gelirinin fazlasından, müderris kadrosu ihdas edildiği anlaşılmaktadır. On sekizinci yüzyıl ortalarında müderrislik vazifesinde bulunanların “ezdiyâd-ı vakıf” gelirinden yevmî on iki veya on akçe vazife aldıkları görülmektedir.
Nitekim tespit edilen ilk müderrisi, Hacı Hafız Mehmed b. Hacı Veli, 1758 yılında buradaki müderrislik vazifesini on iki akçe mukabilinde ifa etmekteydi. Sonraki yıllarda yerine geçen oğlu Hafız Ahmed Efendi ise aynı görev için vakıf gelirinden yevmî on akçe almaktaydı. Hafız Mehmed Efendi’nin müderrisliğin yanı sıra buradaki camide dersiâm olarak vazifedar bulunduğu, kendisine aynı tarihlerde verilen beratın tecdidinden müşahade edilmektedir. Dolayısıyla müderrislik ile dersiâmlık görevlerinin, onsekizinci yüzyıl ortalarında aynı kişiler tarafından ifa edildiğini söylemek mümkündür.
Medresede müderrislik yaptığı tespit edilen kişiler ve görev yılları şu şekildedir. Hacı Hafız Mehmed b. Hacı Veli (?-1751), Hafız Ahmed b. Mehmed (1758-1796), Mehmed b. İbrahim (1796-1797), Seyyid Mehmed Emin b. Mehmed (1797-1811), Mustafa b.Yusuf (1811-?) Hacı Mustafa Efendi (1903)
KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ ) |
| Kemeraltı Medresesi – (Konak Merkez) Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  |  |  | |
|