|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Salepçioğlu Cami Medresesi – ( Konak Merkez )
Hacı Ahmet Sait Salepçioğlu Camii ve medresesi İzmir'in Konak ilçesinde Kemeraltı Caddesi ve Birinci Beyler Sokağı ile Kestelli Caddesi arasında kalan semtte bulunan Salepçizade Hacı Ahmed Ağa tarafından yaptırılmış ve 1897-1905 yılları arasında inşası tamamlanmıştır.
Osmanlı döneminde İzmir’de inşa edilen son medrese tespit edebildiğimiz kadarıyla yirminci yüzyıl başlarında yaptırılan Salepçioğlu Medresesi’dir. Salepçizâde veya vakfiyenin başında yer aldığı üzere Sicilcî adıyla da bilinen medrese binası, Kemeraltı Caddesi ve Birinci Beyler Sokağı ile Kestelli Caddesi arasında kalan günümüzdeki Salepçioğlu Camii’nin alt katında yer almaktaydı.
Caminin bânisi İzmir Vilayet Meclis-i İdare heyeti üyeliği yapmış olan “ricâl-ı devlet-i Âliyeden eşrâf ve muteberân-ı mütehayyizân saâdetlü” Salepçizâde Hacı Ahmed Efendi b. Hacı Mehmed Ağa b.Hasan’dır.
Medrese, cami ve mektep inşasının yer aldığı vakfiye 16 Rebiülevvel 1311 (26 Eylül 1893) tarihlidir. Burada vakfedilen mülkler; Kemeraltı caddesinde altı dükkân, bir fırın, Büyük Han denilmekle meşhur han, cadde arkasında Gaffaroğlu Hanı yanındaki bir kahvehâne, Vakıf Hoca Mektebi yanındaki iki mağaza, Çakaloğlu Hanı içindeki bir mağazanın yarı hissesi, çivicilerde iki çivi dükkânı, Başoturak’ta Laz Hanı, Asmalı Mescid civarında bir fırın, Kemeraltı’nda Gün Hanı’nda iki mağaza ve iki dükkândaki hisseler ile Hacı Mahmud Sokağı’ndaki haremlik ve selamlık bir konaktır.
Hayatta oldukça vakıf gelirine tasarruf edip vakfettiği konakta sakin olmak isteyen Salepçizâde Ahmed Efendi, vefatından sonra burada zevcesi Şöhret Hanım’ın, onun vefatından sonra ise akrabalarından süknaya muhtaç olanlardan ekber olanın harem, sonra gelenin selamlık dairesinde ikamet etmesine izin verdi. Sülalesinden kimse olmaması halinde konağının İzmir Guraba Hastanesi’ne ait olmasını, tevliyetinin hastane müdürüne, kirasından elde edilecek gelirin de hastaneye gelip giden hastaların ihtiyaçlarına sarf edilmesini şart koştu.
Kemeraltı Caddesi’ndeki büyük hanının derununa bir cami, bir mektep ve yedi oda ile bir dershâneyi müştemil olan bir medrese yapma arzusunda olduğunu belirten Ahmed Efendi, hayatta olduğu müddetçe buna muvafak olamadığı takdirde vefatından sonra vakıf gelirinin, mütevelli eliyle eytam sandığında istirbah yoluyla biriktirilmesini istedi. Burada biriken gelir ile söz konusu cami, mektep ve medresenin inşa edilmesini müteakip vakıf bünyesinde istihdam edilecek olan personelden caminin birinci imamına onbeş, ikincisine on, birinci müezzine on, ikincisine beş, kayyıma on, müderrise otuz, mektep mualliminin ilkine on beş, ikincisine on olmak üzere aylık yüz beş aded sim mecidiyeyi vazife olarak belirledi.
Yapılacak medresenin bir dershâne ve yedi hücreyi müştemil olmasını isteyen Ahmed Efendi, hücrelerde sakin olan talebelerden her birine, Recep aylarında on ikişer mecidiyeden senevî seksen dört sim mecidiye verilmesini istedi.
Vakfiyede İzmir’deki çok sayıda cami görevlisine aylık şeklinde ödenmek üzere vazife belirlenmiştir. Bu vazifeler; Kemeraltı Camii imamına on, müezzinine beş; Hacı Mahmud Camii imamına beş, müezzinine iki; Arnavud Mescidi imamına beş, müezzinine iki; Odunkapılı Mescidi imamına beş, müezzinine iki; Hacı Mehmed Camii imamına beş, müezzinine iki; Yemiş Çarşı’sı caminin imamına dört, müezzinine bir; Hacı Hüseyin Camii imamına on, müezzinine üç; Şadırvan Camii imamına on, müezzinine üç; Kemeraltı Camii’ndeki kütüphanenin hâfız-ı kütübüne on sim mecidiye olmak üzere her ay toplam yirmilik, 89 sim mecidiye ödenmesi şeklindedir. Ahmed Efendi ayrıca her sene Ramazan aylarında İzmir’e gelen âlim ve hafızlara, şehir müftüsü marifetiyle eşit şekilde dağıtılmak üzere 275 adet sim mecidiye ayırdı. Fazla gelir ile emlak ve akarın vergi, mukataa, tamir gibi zaruri ihtiyaçları ödendikten sonra kalanın Eytam Sandığı’nda istirbah edilmesini, bu miktarın 100.000 kuruşa ulaştığında 50.000 kuruşu ile mülk satın alınarak vakfa ilave edilmesini, her daim eytam sandığında 50.000 bin kuruşun istirbah edilmek üzere saklı kalmasını ve bundan eytam müdürü olanlara aidatının da ödenmesini şart koştu.
Caminin yapılmasından sonra her sene camide Rebiülevvel ayında bir mevlid programı düzenlenmesini vasiyet etti. Mevlid günlerinde cami imamı, hatibi, medrese müderrisi, mektep muallimi tarafından bir hatim okutulmasını ve cami görevlilerinin her cuma ile pazartesi geceleri ruhuna birer Yasin-i şerîf ile Mülk Suresi okumalarını istedi.
Hayatta oldukça vakfın şartlarını ve tevliyetini elinde tutan Salepçizâde Ahmed Efendi, vefatından sonra İzmir kadısı ve müftüsü marifetiyle bir mütedeyyin ve emin kimsenin mütevelli olarak belirlenmesini istedi. Mütevelliye vakıftan aylık yirmi beş mecidiye ayırdığı gibi yılda bir kere mütevellinin hazırladığı vakıf hesaplarını kontrol etmeleri karşılığında nâzır tayin ettiği kadı ve müftü efendilere de senevî onar mecidiye ayırdı. Vakfın tevliyetini evladına bırakmayan Ahmed Efendi, vakfın denetimini sıkı kurallara bağladı. Mütevellilerin tanzim ettirdiği vakıf hesaplarını yılda bir defa kadı ve müftüye onaylattırmalarını, bu hususta herhangi bir gevşeklik ya da tembellik göstermeleri halinde ise görevlerinden azledilmelerini istedi.
Salepçizâde Ahmed Efendi, medrese ve cami vakfiyesinin kaleme alındığı gün ikinci bir vakfiye daha hazırlatarak Kemaraltı Caddesi’ndeki Küçük Han denilen han ve yanındaki evini vakfetti.
Vefatına kadar bu mülklere tasarruf eden Salepçizâde, vefatından sonra bunların İzmir Guraba Hastanesi müdürü tarafından idare edilmesini ve gelirinin hastaneye gelip giden “hastegânın mekulât ve elbiselerine sarf” olunmasını istedi.
Salepçizâde Hacı Ahmed’in birinci vakfiyedeki vasiyeti üzerine medresenin içinde bulunduğu cami müştemilatı, Ulema Hoca adıyla ün kazanmış ve daha evvel Hatuniye Camii’nin yeniden inşasında da görev almış olan Hacı Ahmed Efendi’nin yönetiminde 1897 ile 1907 yılları arasında inşa edildi. Cevat Sami ve Hüseyin Hüsnü tarafından 1905 yılında hazırlanan Aydın salnamesinde Salepçizâde Camii inşaatının yeni tamamlanmış olduğu fakat içinde henüz ibadet edilmeye başlanmadığı belirtilir. Cami altında yapılan medrese ile erkek çocuklarına mahsus ibtidaiye mektebi daha erken bitirilerek 1904 yılında eğitime açıldı. Medresenin ilk müderrisi olarak da Hafız Ahmed Efendi tayin edildi. Fakat onun vefatından sonra bu görev bir müddet boş kaldı.
Salepçizâde Medresesi Osmanlı’nın sonuna kadar eğitim öğretime devam etti. 1921 yılı ortalarına ait bir tevcihatta “Salepçizâde el-Hâc Ahmed Efendi b. Hacı Mehmed Ağa’nın Kemeraltı cvârında Salepçizâde Hânı demekle marûf han-ı kebîr derûnunda inşâ ve Salepçizâde nâmıyla tevsîm olunan medresesinin şehriye otuz aded mecidiye ile müderrislik cihetine” tasarruf eden Mehmed Nuri Efendi’nin vefat ettiği ve imtihan ile aynı görevin Mustafa Efendi’ye verildiği yer almaktadır.
Kadiri şeyhlerinden olduğu tahmin edilen Kerküklü Şeyh Mehmet Nuri Efendi, dönemin gazete haberlerine nazaran en az 1910 yılından beri aynı medresede müderris olarak bulunmaktaydı. İkiçeşmelik İttihat ve Terakki Kulübü’nde vermiş olduğu konferanslar daha sonra kitap haline getirilerek yayınlanmıştır.
KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ )
1924 yılında medrese kısmı kapatılmıştır. Medreselerin kapatılmasından sonra Güreş İhtisas Kulübü ve Yeşilay Cemiyeti gibi kuruluşlar tarafından 1945-1967 yılları arasında kullanılmıştır. 1985'te medrese kısmı ibadete tekrar açılmış ve bir dönem Kur'an kursu olarak hizmet vermiştir. Bugün zemin katta Kagem İzmir adlı kuruluş tarafından yaygın eğitim verilmektedir. |
| Salepçioğlu Cami Medresesi – ( Konak Merkez ) Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  | |
|