Tarihi Mekanlar KiÅŸisel Ansiklopedi Erol ÅžAÅžMAZ
  Ä°ZMİRİN MÜZELERİ
  Ä°ZMİRİN ENDÜSTRİ MİRASI
  Ä°ZMİRİN ÖZEL MEKANLARI
      Ã‡Ä°ÄžLİ
      KARÅžIYAKA MEKANLARI
      NARLIDERE MEKANLARI
      GÜZELBAHÇE MEKANLARI
      GAZİEMİR MEKANLARI
      KINIK MEKANLARI
      KARABAÄžLAR MEKANLARI
      BERGAMA MEKANLARI
      MERKEZ MEKANLARI
      BORNOVA
      MENEMEN MEKANLARI
      TİRE
      ALİAÄžA MEKANLARI
      BALÇOVA MEKANLARI
      BAYINDIR MEKANLARI
      BAYRAKLI MEKANLARI
      BEYDAÄž MEKANLARI
      BUCA
      Ã‡EÅžME MEKANLARI
      DİKİLİ MEKANLARI
      FOÇA
      KARABURUN MEKANLARI
      KEMALPAÅžA
      MENDERES MEKANLARI
      Ã–DEMİŞ MEKANLARI
      SEFERİHİSAR MEKANLARI
      SELÇUK
      TORBALI
      URLA MEKANLARI
  Ä°ZMİRİN MEDRESELERİ
  Ä°ZMİRİN LEVANTEN EVLERİ
  Ä°ZMİRİN ÖREN YERLERİ
  Ä°ZMİRİN İLÇELERİ
  Ä°ZMİRİN CAMİLERİ
  Ä°ZMİRİN KİLİSELERİ
  Ä°ZMİRİN ANITLARI
  Ä°ZMİRİN ÅžEHİTLİKLERİ
  Ä°ZMİRİN HANLARI
  Ä°ZMİRİN HAMAMLARI
  Ä°ZMİRİN KAPLICALARI
  Ä°ZMİRİN ÇEÅžMELERİ
  Ä°ZMİRİN SU KEMERLERİ
  Ä°ZMİRİN KÖPRÜLERİ
  Ä°ZMİRİN KALELERİ
  Ä°ZMİRİN TÜRBELERİ
  TARİH VE KÜLTÜR TURİZMİ

Mail listemize abone
olun, güncel
yayınlarımızdan
haberdar olun!

Bunun için,
Lütfen mail adresinizi girin.
  Ana Sayfa   |  İletiÅŸim   
MİTHATPAŞA ESKİ ASKERİ HASTANE – KARANTİNA –KONAK MERKEZ

Askeri Hastane:

İzmir’de Askeri Hastane tarih boyunca üç farklı binada hizmet vermiştir. Osmanlı Devleti’nde Yeniçeri Ocağı içinde verilen sağlık hizmetlerinde, Yayabaşılar olarak adlandırılan ve askerlerin tedavileri ile uğraşan hekimlerden oluşan bir grup görevlidir. Bu grup, savaşlar boyunca seyyar hastanelerde ve kışlalarda hizmet vermektedir.

19. yüzyılda Osmanlı’da başlayan yenileşme hareketleri doğrultusunda sağlık örgütlenmesinin de gelişmesiyle, Askeri Sıhhiye İdaresi kurularak (1837), doktor, hastabakıcı ve eczacılardan oluşan daha kapsamlı askeri hastaneler kurulmaya başlanmıştır.

Bu doğrultuda İzmir’deki askeri hastane de ilk olarak, padişah II. Mahmud’un, yeni yapılan her kışlaya birer askeri hastane kurulmasını emretmesi üzerine, 1829 yılında kurulmuştur. Kışlanın inşasında şehrin mimarlarından Mühendis Halifesi Mahmut Efendi’nin görev aldığı bilinmektedir. Günümüzdeki Konak Meydanı’nda, ağzı denize dönük büyük bir U biçiminde inşa edilen üç katlı kâgir yapı, İzmir kentinin tarihinde ve mimari çehresinde önemli bir yeri olan Sarıkışla’dır. 1828 yılında inşaatı tamamlanan kışlanın ardından, hastane yapımı için zeminin uygun olmadığına ve mevcut bir binanın hastane olarak kullanılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda yakın bir mesafede Fes Nazırı Katipzade Mustafa Efendi tarafından bağışlanan, daha önce tuzhane olarak kullanılan bina hastaneye dönüştürülmüştür.

Bahçesinde mermer bir havuz, sarnıç ve bir de müştemilat yapısı bulunan bu yapının iki katlı, yarısı kâgir yarısı ahşap, küçük bir taban alanına oturan, her katında üç oda ve bir sofa bulunan, kulevari bir yapı olduğu bilinmektedir.
Bu yapı, büyük olasılıkla Karantina semtinde, Islahhane’nin (bugünkü Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi) bitişiğinde yer almakta olup, 1840 yılında faaliyete geçen İzmir Karantinası da 1846 yılında kendine ait yeni binaları inşa edilene kadar, askeri hastane olarak kullanılan bu binalarda faaliyet göstermiştir.

Bu süre boyunca askeri hastanenin nerede hizmet verdiği bilinmemekte ise de Karantina ile Askeri Hastane’nin aynı yapıyı paylaşmış olmaları olasıdır. 1846 yılında, mevcut kışlanın tamirat işlerinin gereksiz masrafa yol açacağı düşüncesiyle yeni bir kışla ve hastane inşa edilmesinin daha uygun bulunduğuna dair bilgiler mevcuttur. Ancak, Batı’daki hastanelerden esinlenilerek yeni bir proje hemen hazırlanmasına rağmen, yapılan incelemeler ve keşifler sonucunda, Sarıkışla yakınındaki arazinin uygun olmadığı düşünülmüş, uzun bir süre boyunca inşaat için maddi kaynak bulunamamış, gerekli izinler alınamamış ve yapı gerçekleştirilememiştir.

Bu belirsizlik durumu uzunca bir süre devam etmiş, 1865 yılına gelindiğinde yeni bir inşaat yerine, Karantina Binası’nın yeniden askeri hastane olarak düzenlenmesine ve kullanılmasına karar verilmiştir. Ancak yapı artık kullanılamayacak derecede harap olduğu için, 1886 yılında askeri hastanenin, Hamidiye Sanayi Mektebi olan Islahhane binasının alt katına yerleştiği ve geçici bir süre burada hizmet verdiği bilinmektedir.
Yeni bir askeri hastanenin inşa edilmesine, dönemin İzmir Valisi Halil Rıfat Paşa’nın gayretleriyle, halkın bağışlarından da destek alınarak 1887 yılında başlanmıştır. Karantina’daki mevcut yapı yıkılarak inşa edilen yeni yapı 1892 yılında hizmete açılmış; hastanenin inşaatına Padişah II. Abdülhamit’in yardımları nedeniyle, Hamidiye Askeri Hastanesi ismi verilmiştir. Padişahın doğum gününde açılışı gerçekleştirilen yapı, kentte Türklere ait bir askeri hastane olması açısından gurur kaynağı olmuştur. Ayrıca bu yapı pek çok araştırmacı tarafından Osmanlı İmparatorluğu’nun İzmir’e önem vermeye başladığının bir kanıtı ve İzmir’deki modernleşme çabalarının önemli bir simgesi olarak görülmektedir. Bu inşaata paralel olarak hastanenin karşısına bir de karakol yapıldığı; sahil doldurularak bir rıhtım inşasına başlandığı ve hastanenin bölgenin canlanmasına önemli ölçüde katkıda bulunduğu bilinmektedir.

Bu yeni askeri hastane, 19. yüzyılın ikinci yarısında Batılılaşma etkisi taşıyan kentsel imar ve altyapı çalışmaları çerçevesinde, önünde geniş bir bahçe bırakılarak yoldan içeride inşa edilmiştir. Günümüzde Konak Meydanı’nda Hükümet Konağı Kompleksi içinde varlığını sürdüren Katipzade Konağı’na (1868) çok benzer bir şekilde yapılmıştır ve özellikle cephesinde Antik Yunan mimarisini esas alan neo klasik unsurlar (neo Grek) barındırmaktadır. Denize dik kollar ve bunları birbirine bağlayan, denize paralel bir ana bloktan oluşan iki katlı kâgir yapı, U bir plan şemasına sahiptir. Söz konusu orta blokta, cepheye eklenmiş dairesel kemerli ve üçgen alınlıklı bölüm, yapının ana girişi olup bir portik biçimlenmesini esas almaktadır. Alt katında dört sütun tarafından taşınan üç beşik kemere sahip, iki katlı bu giriş saçaklığı, gelen ziyaretçileri merkezdeki geniş, kemerli kapıya yönlendirmekte ve üstü korunaklı bir ön alan sağlamaktadır. Girişin üst katındaki çıkma bölümünde, cephede ahşap kepenkli üç pencerenin yanı sıra iki kenarda, üçgen alınlığı taşıyan dikdörtgen gömme sütunlar yer almaktadır.

Bu giriş portiğinin yanı sıra, bahçe kapısının iki yanında yer alan soğan kubbeli nizamiye kulübeleri, ana girişe yönlendiren peyzaj düzenlemeleri ve geniş bahçe, simetrik bir tasarıma sahip yapıya anıtsal bir nitelik kazandırmıştır. Aynı cephenin geri kalanında ve yapının diğer kollarında, kilit taşları ve söveleri belirgin, basık kemerli dikdörtgen pencereler sıralanmaktadır. Kırma çatının üstünde ise yine belirli aralıklarla sıralanan kare kesitli, dar-uzun bacalar yer almaktadır. Giriş portiğinde yer alan iyon stili kolon başlıkları ve cephe boyunca devam ederek iki katı ayıran silmeler dışında süslemesi olmayan, sade bir yapıdır. Hastanenin üst katında hastalara ayrılmış, biri yirmibeş, dördü onsekiz, üçü yedişer hasta alabilen sekiz koğuş, ayrıca sekiz oda ve bir ameliyathane, alt katında ise başhekim odası, müdür odası, doktor odaları, kalem odası, hamam, laboratuar, eczane ve ecza deposu bulunmaktadır. 1907’de ilave koğuşlar ve ameliyathane binası, 1914’de ise röntgen dairesini barındıran bir ek yapı inşa edilmiştir. Hastanenin, daire formunda fıskiyeli bir havuz içeren ve ağaçlarla donatılmış geniş ön bahçesinin, özel günlerde fenerlerle süslendiği ve halkın şenliklere katıldığı, arkadaki küçük bahçenin ise hastalara ayrıldığı bilinmektedir. Yüzelli yatak kapasiteli hastanenin sağlık ekibi ise, bir başhekim, altı doktor, iki eczacı, üç cerrah ve yönetici olarak bir müdür, iki kâtip ve bir baş-hademeden oluşmaktadır.

Aynı yıl, Askeri Hastane’nin karşısında deniz kenarına bir askeri doğumevi yapıldığı ve alanında İzmir’de tek olduğu bilinmektedir . 1950 yılında yanarak günümüze ulaşmayan doğum kliniği, geniş bir giriş portiğine sahip, dikdörtgen planlı, tek katlı, küçük bir yapıdır. Yapının dört tarafında devam eden pencereler hastaneninkilerle aynı olmasına rağmen giriş saçaklığında farklı tip kemerler kullanılmıştır. Simetrik bir kurguya sahip giriş cephesinde, altı adet kare kesitli zarif kolon, Bursa kemerleri ile birbirlerine bağlanmıştır. Bu altı kolonun 2-2-1-2-2 oranlarıyla bölümlediği giriş saçaklığında, dar olan iki sütun arasından birkaç basamakla yükseltilmiş üstü örtülü, yanları açık giriş alanına ulaşılmaktadır. Demir korkuluklarla sarılı bu alanda, yine askeri hastanenin dış kapısında yer alan nizamiye kulübelerinin aynılarından bulunmaktadır.
İzmir’in işgali sırasında Askeri Hastane’ye Yunanlılar el koymuş, İzmir’in kurtuluşundan sonra hastane yönetimi tekrar Türklerin eline geçmiştir.
Sonrasında kadrosu yenilenen hastane üçyüz yatağı ile faaliyetini sürdürmüş; II. Dünya Savaşı sırasında beşyüz yatak kapasitesine ulaşmıştır. Yatak kapasitesi arttırılmasına rağmen, hastane yetersiz kaldığından zaman içinde arkasındaki tepeye plansız bir şekilde pavyon ve barakalar yapılmıştır. 1945 yılında bahçesine dâhiliye pavyonu olacak yeni bir yapı inşa edilerek hastanenin büyük bir bölümü bu yeni binaya taşınmış; 1949’da ana bina restore edilerek yeni eklemeler (röntgen, biyokimya laboratuarları) yapılmıştır. 1971 yılında ise Askeri Hastane İnönü Caddesi’nde günümüzde de mevcut olduğu alana taşınmıştır.
Mithatpaşa’daki eski yapı ise 1971 tarihinden sonra, askeriye ile ilgili farklı kullanımlara (Askeri Saymanlık, Levazım Amirliği, son olarak İnşaat Emlak Müdürlüğü) hizmet vermiştir. Uzun bir dönem M.S.B. İzmir İnşaat Emlak Bölge Başkanlığı’nın kullanımında kaldıktan sonra günümüzde İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ SANAT VE TASARIM FAKÜLTESİ olarak kullanılmak üzere restorasyona başlanmıştır. (20.02.2022 )

KAYNAK: Didem Akyol Altun
( Tarih İncelemeleri Dergisi :XXIX / 2, 2014, 405-443)
FOTOÄžRAFLAR: Erol ÅžaÅŸmaz (Eski fotoÄŸraflar sosyal medyadan )
MİTHATPAŞA ESKİ ASKERİ HASTANE – KARANTİNA –KONAK MERKEZ Fotoğraf Galerisi